The İstanbul Spotlight’a konuk olan Ecem Erkek; Kara Kız’ın ortaya çıkış sürecini, oyunun kişisel taraflarını ve sahnede kurulan seyirci ilişkisini Backstage Whispers programında anlattı.
Soru: Kara Kız’ı yazıp sahneye koyma süreci sizin için nasıl bir süreçti? Bu süreçte içsel bir yolculuk yaşadınız mı?
Tabii ki yaşadım. Çünkü o içe girmeden dışarıya çıkamıyorsun. O yüzden hem biraz acıtıcı hem çok komik bir süreçti. Sağ olsun yönetmenimiz Meltem Bozoflu ben içe doğru girdiğimde duygusallaşıp ağlamamam ve o karanlığa düşmemem için beni yukarılara fırlattı. İyi ki o vardı ki oyunumuz komik oldu.
Soru: Oyunda kullanılan şarkıları neye göre seçtiniz? Her biri hayatınızda yer etmiş, sizin için önemli şarkılar mı?
Tam olarak küçükken doldurduğumuz o karışık kasetlere benzesin istedik. Bir türkü, bir pop müzik, bir rock müzik… Bir karışık kaset doldurduk aslında.
Soru: Oyunda seslendirdiğiniz şarkılar için özel bir hazırlanma süreciniz oldu mu?
Evet, oldu. Vokal koçu Mustafa Arabacı ile çalıştık. Ben daha oyunu yazarken ondan şan dersleri almaya başlamıştım. Her oyun öncesi zaten bir ses açma ritüelimiz de oluyor.
Soru: Bu süreçte yazar Ecem ile oyuncu Ecem’in çatıştığı noktalar oldu mu?
Oldu. Yazar olarak “Bunu da yazma.” dediğim noktalar oldu. Oyuncu da “Yok ya yaz, oynamak çok keyifli olur.” dedi. Çatıştığımız çok zaman oldu ama oyuncu olan kazandı. Zorladım kendimi. Yazmaktan, oynamaktan korktuğum; kimsenin bilmesini istemediğim şeyleri oyuna katkısı olacağını bildiğim için yazdım.
Soru: Oyuna isim koyma süreci nasıl gelişti? “Kara Kız” olacağı en başından beri belli miydi?
Değildi. Oyunun ismi başka bir şeydi aslında. Şimdi söylemeyeyim ama bir başkasına ait bir isimmiş. Ben başından beri o ismi düşünüyordum ama bir başkasına ait olduğunu bilmiyordum. Panikle çözüm bulmaya çalıştık. Sonra terapi sürecimde “Kara Kız” ın aslında benim için ne ifade ettiğini fark ettim. Kendimle barışmak, kendimi sevmek, iyileşmek… Ben çocukken “kara kız” olmayı hiç sevmedim. O yüzden bu ismi seçmek benim için çok cesur bir şeydi. Bunu hem kendim için hem de beni izleyen insanlar için yapmam gerektiğini hissettim. Şimdi dönüp bakınca iyi ki diğer isim olmamış diyorum. İyi ki oyun gerçekten Kara Kız olmuş.
Soru: Sizce tek kişilik bir oyun oynarken oyuncu en çok kendisiyle mi baş başa kalıyor, seyirciyle mi?
O oyuncuya göre değişiyor bence ama ben seyircinin kollarına attım kendimi. Kendinle baş başa kalman mümkün değil. Çünkü bizim bir dördüncü duvarımız yok. Seyirciyle hemhaliz. O yüzden kendimi seyircinin kollarına attım, omzuna yaslandım, sarıldım, öptüm. Böylesi çok daha güzel oldu.
Soru: Bugüne kadar sahnede onlarca karaktere can verdiniz. Bu kez kendiniz olarak sahnede bulunmak nasıl bir his?
Çok cesurca. Biri bana bunu söylese ‘hayır ben yapamam’ derdim. Ama gerçekten cesaret isteyen, kendinle yaptığın bir yarışmış. İyi ki bu yarışın içindeyim, harika bir şeymiş.




