The İstanbul Spotlight’ın doğruluk ve cesaret görevleriyle ilerleyen eğlenceli formatına konuk olan Zeynep Atılgan oyunculuk hayalinden sevgi diline, film/dizi zevkinden flört taktiklerine kadar birçok soruyu samimi bir şekilde yanıtladı.
Seni en iyi tanımlayan üç kelime ne olur?
Cesur, idealist ve enerjik. Arkadaşlarım ise asi ve inatçı olduğumu söyleyebilirler.
Oyuncu olmaya karar verdiğin anı hatırlıyor musun?
Öyle “İşte bu” dediğim net bir an olmadı hiç. Bence bu biraz doğuştan gelen bir şey. İçinde zaten oluyor, sadece ortaya çıkmasını bekliyorsun. Ama küçükken yaşadığım bir anı hiç unutmuyorum. Daha konuşmayı yeni öğreniyorum, televizyonda bir Yeşilçam filmi açık. Kadın adamı öpüyor, ben de dedemi öpmeye çalışıyorum. Sanırım televizyonda gördüğüm şeyi taklit etmeye çalışıyordum. Çok saçma bir anı ama benim için komik bir başlangıç hikâyesi.
Geçirdiğin en güzel doğum günü hangisiydi?
Geçirdiğim bütün doğum günleri çok güzel, çok özeldi benim için. Şu zamana kadar sonuçta değer verdiğimiz insanların bize yaptığı şeyler olduğundan dolayı bunun küçüğü, büyüğü, hani şunu daha çok sevdiğimi olmuyor bende. Hepsi benim için ayrı ayrı çok değerli.
Senin sevgi dilin ne?
Ben çok dokunsal bir insanım. Dokunmayı çok seviyorum. Bazen bana dokunulmasını çok sevmiyorum ama ben temas etmeyi seviyorum gerçekten. Hatta temas bağımlısıyım da diyebilirim. Bir de küçük jestleri çok seviyorum. Bir şey alırken “Bunu sever.” deyip arkadaşlarıma ya da aileme almak hoşuma gidiyor. Çünkü bence kaliteli zaman geçirmek ve küçük şeylerle değer hissettirmek çok önemli.
Arka arkaya izlemekten bıkmadığın filmler, diziler var mı?
Arcane’i birkaç kez izledim. Stranger Things, Game of Thrones, Breaking Bad, Better Call Saul çok sevdiğim diziler arasında. Film olarak Yeşil Yol’u çok severim. Ağlamak istediğim zaman açarım genelde. Bir de böyle “girly” dediğimiz çerezlik filmlerim var. Sabah kahvaltıda açıp dünyanın toz pembe olduğunu hayal ederek onları izlemeyi seviyorum.
Kendini bir rom-com karakteriyle özdeşleştirecek olsan bu kim olurdu?
Şu an Zeynep Atılgan olmaktan çok memnunum. O yüzden başka biriyle özdeşleştiremiyorum kendimi.
Hangi şarkı nerede olursan ol seni anında dans ettirir?
Benim öyle bir ruhum var ki her müziğin kalıbına girebiliyor. Bir müzik duyduğumda onun ritmine kapılmayı çok severim. O yüzden illa spesifik bir müziğe ihtiyacım yok. Her müzikte dans edebilirim.

Ciddi ortamlarda ciddi kalabilen biri misin yoksa istemsizce gülenlerden mi?
Bu benim çok büyük problemim gerçekten. İnsanların travmasına bile bazen istemsizce gülüyorum. Mesela arkadaşım bana çok ciddi bir şey anlatıyor ama ben olayın komik tarafına odaklanıp kahkaha atabiliyorum. Sonra karşımdaki de gülmeye başlıyor zaten. Sonra toparlayıp “Nasıl çözeriz?” kısmına geçiyoruz. Ama evet, ciddi kalamıyorum.
Bir daha müzik dinleyememek mi yoksa film/dizi izleyememek mi?
Müziksiz yapamam. Müzik benim hayatımın her anında açık. Yolda, duşta, yemek yerken… O yüzden film ve diziden vazgeçebilirim ama müzikten asla vazgeçemem.
Çocukken okulda lakabın veya hoşuna gitmeyen bir takma ismin oldu mu?
İlkokuldayken bizim sınıfta üç tane Zeynep vardı. Birbirimizi ayırt etmek için yeteneklerimize göre seslenirlerdi. Mesela matematiğim iyi olduğundan dolayı sınıf öğretmenimiz bana “Matematikçi Zeynep” derdi. Ortaokulda ise “tatlı cadı” derdi hocalarımız. Ama hoşuma gitmeyen bir takma ismim olmadı hiçbir zaman.
En son ne zaman ağladın ve neden?
Dün ağladım. Çok ateşim vardı ve çalışıyordum. Kendimi kötü hissettim. İnsan bazen sadece yorulduğu için de ağlayabiliyor. Yapacak bir şey yok, hayat devam ediyor.
En başarılı flört taktiğin ne?
Benim flört taktiğim yok. Ben sadece bakarım… ve etkilerim. Çok mu iddialı oldu bilmiyorum ama gerçekten taktik yapan biri değilim. Bazen bakışlar yeterli oluyor.
Ergenliğinde aşık olduğun bir ünlü var mıydı?
Twilight döneminde Robert Pattinson’a, yani Edward Cullen’a çok aşıktım. Özellikle ilk filmde bayağı beğeniyordum onu.
İlk adımı atar mısın yoksa hep bekler misin?
Ben içimden ne geliyorsa onu yaparım genelde. Beklemek bana mantıklı gelirse beklerim, beklemek istemiyorsam beklemem. İlk adımı atmaktan da korkmam. Ama şu zamana kadar hiç ilk adımı atmadım. Çünkü o kadar beklemedik, beklemediler.




