Dilan Çiçek Deniz, Ertan Saban, Ece Yüksel, Cenan Adıgüzel, Can Bartu Aslan ve Noyan Uzer’le samimi ve merak uyandıran bir sohbet gerçekleştirdik. Backstage Whispers serimizin yeni bölümünde, Persona setinden fısıltılar sizlerle!
Karakterinizi üç kelimeyle tanımlayacak olsanız ne olurdu?
Ertan Saban: Ruh hastası, yazı.
Dilan Çiçek Deniz: Soğukkanlı, yaralı, profesyonel.
Can Bartu Aslan: Persona, değişim ve dönüşüm.
Cenan Adıgüzel: Kravat, bıyık, gerginlik.
Ece Yüksel: Oldukça zeki biri, disiplinli, mesafeli biri.
Noyan Uzer: Sessiz, heyecanlı, pişman.
Dizideki karakterinizin en büyük değişimi sizce neydi?
Dilan Çiçek Deniz: Kırılganlığını kabul etmesi.
Ertan Saban: Karısını tekrardan keşfetmesi.
Cenan Adıgüzel: Daha sakin olmayı öğrendi ya. Yani daha önyargılarından birazcık kurtuldu.
Ece Yüksel: Ekip oyuncusu olmayı öğreniyor. Çok bireysel bir ekolden gelen bir karakterim var. Fakat ekip arkadaşlarıyla birlikte takım oyununu öğreniyor.
Noyan Uzer:Suçsuz bir hayata geçiş evresi mi?
Can Bartu Aslan: Kendisi aslında vicdanı biraz daha hepimiz gibi. Fakat vicdanı o kadar çok toplumsal çerçevenin dışında değişiyor ki dışarıdan bakıldığında “Hayda!” ama bir yandan da “Haklı da” dediğimiz yerleri var.
Persona’nın setinde sizi en çok etkileyen sahne hangisiydi?
Cenan Adıgüzel: Gelen konuk oyuncuların oynadığı sahne. Onları canlı o sahnenin içinde izledim. Onların birçoğu beni çok etkiledi. Çünkü birçoğu sinir harbi yaşıyor, sinir krizi geçiriyor.
Noyan Uzer: Persona’nın bence bütün atmosferi etkiliydi. Tek bir sahneye bunu indirgemek istemiyorum.
Ece Yüksel: Final sahnemiz yani 10. bölümün son sahnesi etkileyiciydi, okuyunca da şaşırdık, oynarken de gerçekten tüylerimiz diken diken oldu o sahnede.
Ertan Saban: Epilepsi sahnemiz.
Dilan Çiçek Deniz: 10. bölümündeki final sahnemiz Ertan’la.
(Karakterinizle) ortak bir özelliğiniz var mı yoksa tamamen zıt mısınız?
Ece Yüksel: Çok da zıt değiliz, ben de kendi alanımı korumayı seven biriyimdir, Gamze de öyle.
Dilan Çiçek Deniz:Karakter diye bir şey yok, kağıt üzerine yazılı yazılar var; oynadığım kişi yine benim aslında, insanlara yansıttığım başka bir versiyonum.
Cenan Adıgüzel: Tamamen zıtız; o daha kuralcı bir adam, daha gergin bir adam, ben daha eğlenceli biri olduğumu düşünüyorum.
Ertan Saban: Her karakter bir şekilde dokunuyor tabii ki; senden bir şeyler götürüyor, getiriyor. Çok da açık vermem, ben de çok hevesliyim, onun gibi hevesliyim ben de.
Noyan Uzer: Ben de çok hevesliyim, onun gibi hevesliyim ben de.
Peki karakterinle bir kahve içme şansın olsaydı ona ne söylemek isterdin?
Can Bartu Aslan: Timur kardeşim, bir daha görüşmeyelim, vallahi billahi görüşmeyelim. Vallahi billahi görüşmeyelim. Ne olursun gelme, gitme. Ne yapıyorsan yap ya, derdim.
Dilan Çiçek Deniz: Biraz rahat ol, biraz sakin ol, o kadar dert etme her şeyi kendine.
Ertan Saban: Sabırlı ol, daha sabırlı ol. Ece Yüksel: Hayat kitaplardaki gibi değil Gamze. Tecrübelere ve maceralara açık ol.
Cenan Adıgüzel: Baba, biraz daha relaks ya. Biraz daha sakin. Biraz daha sal Akın’ım. Bir boş ver.
Noyan Uzer: Hesabı sen mi ödeyeceksin, ben mi?
Çekimler sırasında sizi en çok güldüren bir an var mı?
Cenan Adıgüzel: Merve ile oynadığım her sahnede biz çok eğlendik, çok güldük. Merve’ye çok güldüm ben.
Ece Yüksel: Çok komik ekip arkadaşlarım vardı. Cenan öyle zaten, hani işi o. Bir yandan normal hayatta da öyle. Dilan öyle. Merve inanılmaz komik birisi.
Noyan Uzer: Kendi karakteriyle Cenan’ın arasındaki geçişlerde ben çok hakim olamıyorum ve o durumlara çok gülerek karşılık verebiliyordum. Özellikle bazı ciddi sahnelerin sonrasında yaptığı bir espri beni çok güldürüyor.
Dilan Çiçek Deniz: Cenan’ın yarattığı başka bir persona vardı. Backstage’te kendi aramızda yaptığımız bir şaka var. Onun o personası beni inanılmaz güldürüyor.
Ertan Saban: Paylaşamam, ona sormam gerekiyor. Dilan Çiçek Deniz’e sormam lazım.
Persona dizisi dışında aynı zamanda Fer ve Mehmet Fetihler Sultanı projeleriniz de gündemde. Aynı anda üç projede yer almak nasıl bir deneyimdi sizin için?
Ertan Saban: Vallahi birini 2 sene önce çektik, birini 7 ay önce ama öyle denk geldi şimdi aynı anda. Keşke denk gelmeseydi. Enteresan yani öyle bir şizofrenik bir durum yaşıyoruz şu an. Hani kendimden sıkıldım ama aynı ana denk gelmesi, aynı haftaya denk gelmesi enteresan oldu. İnşallah benim duygumu paylaşmıyordur. Paylaşmayacaktır seyircim. Sıkmayacağımdır inşallah.




