The İstanbul Spotlight’ın konuğu olan Okan Çabalar, komediyle ilişkisinin nasıl başladığını, sahnede neden kendini daha canlı hissettiğini ve en kişisel bulduğu şakaların neden çocukluğundan çıktığını Backstage Whispers programında anlattı.
Soru: Sahneye çıkmadan önce bir totemin, uğurun ya da bir ritüelin var mı?
Yok. Ben zaten kuliste heyecandan oradan oraya sürekli gezen biriyim. O yüzden özel bir totemim yok.
Soru: İlk kez bir kalabalığı güldürdüğün zamanı hatırlıyor musun? “Bende bu iş var galiba.” hissi ilk ne zaman geldi?
Çocukluğumdan beri vardı aslında. İlk önce aile ortamlarında başladı. Bir kalabalık gördüğüm an hemen girip insanları güldürmeye çalışıyordum. Sonra arkadaş ortamlarında devam etti. Profesyonel tarafı daha sonra gelişti ama çocuk tiyatrolarında bile kendime hep komik karakterler yazıyordum. Orada insanları güldürdüğümü gördüğümde de “Tamam, galiba olacak bu iş.” dedim. Bahsettiğiniz his ise Işıl Kasapoğlu’yla çalıştığımda olmuştu.
Soru: Karakterlerin gerçek hayatta karşına çıksaydı hangisiyle arkadaş olurdun, hangisinden kaçardın?
Hiçbiriyle arkadaş olmazdım. Mesela Bünyamin, hiç arkadaş olunacak bir tip değil bence. Organize İşler’de hırsız oynadım, ondan kaçabilirdim. Beşer Beşer’deki Hakkı karakteriyle arkadaş olabilirdim belki. O bana daha yakın bir tip.
Soru: Şu anda sahnelediğin gösterindeki en “Okan” espri hangisi?
Çocukluğuma dair yaptığım şakalar bana daha yakın, çok benden şeyler. Onları anlatırken daha rahat hissediyorum kendimi. Genelde insanların hayatında karşılığı olan, gözleme ve tespite dayalı şeyler yazmayı da seviyorum ama çocukluk hikayelerim biraz daha direkt bana ait oluyor. O yüzden onlarla bağım daha farklı.
Soru: Seni hala üretmeye, sahneye çıkmaya motive eden şey ne?
Mesleğime olan aşkım. Çünkü başka bir şey yapabileceğimi düşünmüyorum. Sahneye çıktığım zaman kendimi çok canlı hissediyorum.
Soru: Şu an seni en çok ne güldürüyor?
Gibi’ye çok gülüyorum. Ayak İşleri’ne de çok gülüyorum. Dünya sinemasında da sevdiğim çok komedi var ama ilginç şekilde çok fazla komedi izleyen biri değilim aslında. Daha çok fantastik işlere kayıyorum.
Soru: Aşıkken daha mı yaratıcı olursun?
Motivasyon kaynağı bence. Daha yaratıcı olabilirim, evet.




