Perde açıldı, sisler dağıldı. Peki ya sahne arkası? Gurur ve Önyargı (gibi bir şey) oyununda Flo, Mrs. Bennet ve Fitzwilliam Darcy karakterlerine hayat veren Nergis Öztürk ile sahne arkasında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Oynadığınız karakteri kısaca tanıtır mısınız? Seninle bu karakter arasında bağ var mı?
Ben iki karaktere oynuyorum. Bir kızların annesi Bennet, bir de Elizabeth’in aşkı olan Darcy’yi oynuyorum. Kendi aramda ikisiyle de bir bağ yok çünkü çok grotesk karakterler bunlar, daha doğrusu bizim yorumumuz böyle.
Isobel McArthur’un uyarlaması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu versiyonda özellikle hangi ögeleri beğendiniz?
Öyle muazzam bir uyarlama bence yani Jane Austen yani kült olmuş bir romanını beş hizmetçinin gözünden anlatıyor olma fikri inanılmaz bir fikir bu devirde buradan anlatıyor olma.
Diğer dört oyuncuyla etkileşiminiz sahne performansınıza nasıl katkıda bulundu?
Özel tarafımız beş birbirini daha önce tanımayan, yani sadece birbirini bilen ama tanımayan, birebir de tanımayan beş kadın oyuncunun bu kadar iyi bir ekip olması. Çünkü bizim oyunumuz gerçekten bir ekip işi.
Hikayeyi hizmetçi bir kadının bakış açısından anlatma fikri size nasıl hissettirdi?
Çok güzel çünkü temelde bir sistem eleştirisi var ve bu sistem eleştirisini, yani hem sınıfsal ayrımı hem kadın erkek arasındaki bu cinsiyet eşitsizliğini böyle bir yerden hizmetçilerin gözünden anlatabilmek çok acayip yani çünkü onların yorumu, onların bakışı bu hanımlara, bu beylere, bu düzene, bu sisteme tam da onların yapabileceği bir şey. Çünkü herkesin her şeylerini görüyorlar.
Oyunun atmosferindeki ”kız neşesini” nasıl tanımlarsınız? Bu enerji size nasıl yansıyor?
Muazzam. Biz bu beş kadın bu kız neşesini oradan alıyoruz, bütün oyunlarımızı beş tane çok tatlı bir kadın, sahne önünde sahne arkası da biz genel olarak kadın ekibiyiz, sahne arkamız da muazzam kalabalık.
Oyun, maskelenmiş kadın rollerini ve toplumsal eleştiriyi ele alıyordu, mesajı izleyiciye aktarmak sizin için ne kadar önemliydi?
Çok önemli, yapma sebeplerimden biri bu. Çünkü biz oyuncuyuz ve elimizde çok değerli bir şeyimiz var o da yaptığımız iş ve bu sorunlar hiç bitmiyor. Özellikle kadın meselesi. Bunu kendi bildiğim yerden yapıyor olabilmek bu kadar güçlü lafı, sözü olan bir oyunla çok önemliydi benim için.
Sizce izleyicilerin Jane Austen’ın eserlerini önceden tanıması oyundan tam anlamıyla keyif alması için gerekli mi?
Bizim oyunumuzun nezdinde değil. Çünkü biz Jane Austen’ın Gurur ve Önyargı romanını oynuyoruz. Yani aslında biz yansılı bütün bu karakterleri ve olayları tabii ki biliyor muyuz? Evet, dizileri yapıldı, filmleri çekildi. Yani az çok herkesin bildiği bir hikaye bu ama hizmetçiler gözünden anlatıyoruz ve asıl temel mesele bu, hizmetçilerin kurduğu bu oyun.
Oynadığınız karakter hizmetçi perspektifinden Jane Austen’ın dünyasına nasıl bir ışık tutuyor? Bu karakterinizin izleyiciye yansıttığı duygular neler?
Oyun, bizim oyunumuz, hizmetçilerin protestosu.




