Burcu Kıratlı | Face Off

Date:

Başarılı oyuncu Burcu Kıratlı, “The Istanbul Spotlight” programında oyunculuk yolculuğundan özel hayatına kadar pek çok konuyu içtenlikle paylaşıyor 

Oyuncu olmaya nasıl karar verdin? Bu süreç senin hayatında nasıl başladı? 

Aslında karar vermedim, sanki bununla doğdum gibi. Hep kendimi bildim bileli hep oyuncu olmak istiyordum, başka hiçbir meslek hissetmedim ve düşünmedim. O yüzden de, bir an önce hemen böyle tiyatroya girmek istedim ve önce tiyatroyla başladım. Tabii ailem karşı çıktı. O tarz problemler yaşadım ama tiyatroda seçildikten sonra, kadrolu oyuncu olduktan sonra onları da ikna etmiş oldum ve yolculuğum böyle başladı. Yani oyunculuk dışında hiçbir meslek hiçbir zaman düşünmedim.

Kariyer hayatın boyunca yaşadığın en büyük zorluk ne oldu? “Ah bu sektörü seçmeseydim” dediğin bir an oldu mu?

Ah keşke seçmeseydim dediğim bir dönem olmadı çünkü işimi çok seviyorum. Çünkü işimi çok seviyorum. Eee, oyunculuğu çok seviyorum. Evet, çok zorladığı, çok düşürdüğü zamanlar oldu. Çok yıprattığı zamanlar oldu ama hep o oyunculuk aşkına tutunup bir şekilde devam etmeye çalıştım. En zorlandığım yer algıları kırmak oldu; çünkü diğer oyuncuların aksine daha başka bir hikayem yoktu, daha güçlü bir ailedeydim ve aslında daha kolay geldiğimi düşündüler ama hiç öyle olmadı, daha zor geldim. Aksine bu algıyı kırmak beni çok zorladı. Yoksa hani setteki zorluklar ya da oyunculuk ya da işte karakter yaratmak, çok şükür bunlarda hiç zorlanmadım. Başka şeylerden zorlandım.

Sence şöhret bir insanın hayatında neleri değiştirir? 

Özgürlüğü değiştiriyor, daha dikkatli yaşamak zorunda kalıyorsun. Onun dışında çok da büyük bir eksisi yok bence.

Senin gibi çocukluktan, genç kızlıktan bu işin hayalini kuranlara neler tavsiye edersin? 

Hiçbir zaman vazgeçmesinler. Hayat çok zorluyor bırakman için ama o düşmeleri her zaman bir mola olarak görsünler. Ben şu an bir moladayım, düşmedim ve daha güçlü kalkacağım deyip hayallerine sarılsınlar.

Sen bir karaktere hazırlanırken nasıl bir yol izlersin? 

Duygu kesinlikle en önemli olan şey duygu. Çok önemli sahnelerde, sahne öncesinde o sahneye çalışmayı çok sevmem ben. Çünkü ne kadar çok bakarsan oyuncu içgüdüsüyle bir şeyler katmak istiyorsun. Şuraya şunu da yapayım, bunu da ekleyeyim… O zaman gerçeklikten uzaklaşıyor. Ben ilk okuduğumda buramda hissettiğim şeyi ezberimi yaptıktan sonra orada tutuyorum ve direkt sahnede iç güdüsel olarak dışarıya çıkartmayı daha çok seviyorum. Ya bu bir teknikse, benimki bu. Tabii ki herkesin tekniği başka ama ben bunun daha doğal ve daha gerçek olduğunu düşünüyorum.

Bugüne kadar aldığın en acı hayran yorumu neydi? Çünkü sen çok yorum alan bir insansın sosyal medyada.

Eskiden çok takıyordum, çok üzülüyordum. Böyle hani gerçekten öyle mi acaba diye çevreme soruyordum ama sonra bunun aslında insanların anlık duygularıyla da alakalı olduğunu keşfettim. Yani aynı hesap bir gün “çok seviyoruz seni” derken, bir gün “artık seni sevmiyorum” diyebiliyor. Ben aynı, benim yaptığım işler aynı. Ben değişmedim ama belli ki onun bir duygu durumu değişmiş ve orada benden çıkartıyor bunu. O yüzden eskisi kadar bunları görmemeye çalışıyorum. Tabii ki hala çok üzülüyorum hani bir şey olduğu zaman ama çok sert yorumlar da almıyorum. Bir ara verdiğim bir süre vardı özel hayatımla ilgili, orada “boşuna mı sevdik seni, bizi bekletiyorsun” falan gibi böyle acımasız yorumlar almıştım. O dönem bir üzülmüştüm.

Gelecekle ilgili hayallerin neler? 10 yıl sonra kendini nerede görmek istersin? 

10 yıl sonra tabii ülkemi yeteneğimle yurt dışında temsil etmek, iyi bir projede çok isterim. Ondan sonraki yıllarda, bir 20 yıl sonrası içinde bir okul açmak istiyorum. Ücretsiz, gerçekten oyuncu olmak isteyen ve yeteneği olan ama buna cesaret edemeyen gençleri teşvik etmek amaçlı ve onların içindeki o cesareti ve oyunculuğu çıkartacak; böyle daha okul okul gibi değil de, daha yetenekleri keşfedilecek bir okul açmak istiyorum.

Nasıl bir çocukluk geçirdin? Mutlu bir çocuk muydun? 

Çok sevilen bir çocuktum. Tek çocuktum onun verdiği şansla çok şımartıldım açıkçası, o yüzden eğlenceli, çok sevilen, keyifli bir çocukluktu.

Set dışında nasıl bir Burcu Kıratlı var? 

Ortama göre değişen biri olmadım hiçbir zaman, duyguma göre değişen biri oldum. Mutsuzsam eğer mutluymuş gibi rol yapamıyorum. Herkes benim yüzümden anlar; sinirli olduğumu, mutlu olduğumu, aşık olduğumu, mutsuz olduğumu… O yüzden ortama göre değil de duyguma göre davranan biriyim.

Aşk senin için ne ifade eder? 

Hem kendin olmak hem kendinden vazgeçmek, kendi sınırlarını zorlamak, sürekli gülmek gibi bir şey. Çünkü sende mesela şey imajı var, hani aşk için her şeyden vazgeçebilir. Ben öyleyim, biraz gözüm kara o konuda. Eee çünkü aşk çok zor bulunan bir şey bence. Öyle eee her zaman denk gelmiyor, bazen hiç denk gelmiyor kimisinin hayatına. O yüzden onu bulduğunda ya da bulduğunu hissettiğinde sahip çıkman gerektiğini düşünüyorum ve dibine kadar yaşamak gerekiyor bence. O yüzden ben de biraz dibine kadar gidenlerdenim o konuda.

Aşk bitince dost kalabiliyor musun? 

Yok, hani asla kalamam. Kalanlara tabii ki bir şey demiyorum, çok da saygı duyuyorum ama bu benlik bir şey değil.

Gizli gizli takip etmeye devam eder misin? 

Tabii, o hala kontrolüm altında olacak bir süre daha.

Seni ilk defa ekranda bir romantik komedide izliyoruz. Aşk Sokakta vizyonda. Bize bu filminden bahseder misin? 

Aşk Sokakta çok sıcacık bir iş oldu. E tiyatroda daha önce romantik komedi oynamıştım, komedi oynamıştım ama ekranda ilk defa… Ya tabii hep dram dizisinde oynadım ama o dramın içinde de komediler yapıyorduk, ama bu tamamen komedi, romantik komedi. O yüzden çok keyif aldım, içimdeki enerjiyi tamamen çıkarabildiğim bir iş oldu. Sevgili Hasan Deniz Yanan’la da çok iyi anlaştık, çok doğaçladık. Gerçekten senaryonun dışına çıktığımız çok anlar oldu ve bu da aslında güzel oldu. Sıcacık bir iş. İdil evlenmek üzereyken son dakika düğünden kaçıp bir trafik kazası yapıyor ve hafızasını kaybediyor. Kendini bulurken aslında gerçek aşkı da buluyor. Yani hem kendini tekrardan keşfediyor; çünkü bir bastırılmış bir kalıp var kızın üstünde. Bir best model, eee ve ailesinin kurduğu bir hayatı yaşıyor kız. Aslında gerçekten neyi sevdiğini bilmeyen bir kız. Yani ona o işlenmiş, o şekilde robot gibi söyleneni yapan bir kızken, bir anda trafik kazasından sonra hafızasını kaybedince hem kendini keşfediyor hem aşkı keşfediyor. Ondan sonra hafızası yerine geliyor ve olaylar başlıyor. Öyle tatlış bir iş.

Bundan sonra mesela hani dizilerde romantik komediye artık daha sıcak bakıyor musun? 

Evet. Bir romantik komedi iş yapmak çok isterim dizi, ama dramı da çok özledim. Eee, o yüzden şu anda o kadar özledim ki sürekli sette olmayı, sanırım çok fazla eskisi kadar seçici olmayacağım artık.

Ne zaman dizi setlerine dönmeyi planlıyorsun? 

Bu aralar okuduğum işler var, eee, artık en kısa sürede, eee, hayırlısı hangisiyse bir tanesiyle döneceğim.

Set ortamı senin için çok önemli mi? 

Çok önemli, oradaki dostluk, eğlence. Bunun kesinlikle ekrana yansıdığını düşünüyorum, o yüzden enerji olabildiğince hep yükseltmeye çalışan bir oyuncuyum. O yüzden ben mesela setteyken görüntü yönetmenimizin eee ya da işte ışık ekibinin böyle birazcık moralinin bozuk olduğunu hissettiğimde hemen giderim yanlarına ve eee onların enerjisini yükseltmeye çalışırım. Çünkü eee güzel bir enerjiyle, sevgi dolu bir enerjiyle çekilen iş çok bambaşka oluyor. Yani ben en azından buna inanıyorum. Eee, gergin çekilen bir sahneyi izlediğimde anlıyorum yani, hani ben de bir tık daha hareketlerim kısıtlanmış. Belki işte yönetmenin yapacağı bir hareket kısıtlanmış, ışık yok, yüzde çok belli. O yüzden enerji olabildiğince hep yükseltmeye çalışan bir oyuncuyum yani. O yüzden hep derim; ekipçiyim ben, benim için önemli olan ekiptir.

Normal hayatında da böyle misin? Hani hemen çevreni, aileni hep böyle yükseltmeye çalışır mısın?

Ya bu sanırım aşık olduğum mesleğime özel bir şey. Özel hayatımda da tam tersidir. Mesela bir şeye sinirlendiğimde hemen enerjimi düzeltemiyorum. Orada kalıyorum. Hani o sinirle, o ya da üzüntüyle bir süre kalmam gerekiyor.

Oradaki başa çıkış yöntemin de o mu? 

Evet. Ya orada daha çok böyle geri çekilip hani şey yapıyorum ama sette daha atağım. Daha böyle kalkındırmayı severim. Ama özel hayatımda ise o problemin üstüne giderim. Hani sinirliysem belki daha çok sinirlenirim ya da karşımdakiyle tartışırım onu çözene kadar. İkisi farklı.

Meditasyon yapar mısın? Kendi kendine kalmayı sever misin? Şarj olma yöntemin nedir?

Çok meditasyon yapan biri değilim aslında. Eskiden şarj olma yöntemim eee arkadaşlarımla buluşup böyle daha hani kafa dağıtmaktı. Şimdilerde bir iki senede daha çok yalnız kalmayı daha çok sevmeye başladım. O kalabalıklardan uzaklaşıp köpeklerimle evde oturup dizi izlemek beni daha çok motive ediyor. Artık o yöne kaydım.

İçeriği Paylaş:

Abone Ol

spot_imgspot_img

Popüler

Bunun gibi daha fazlası
Benzer

Vahide Perçin’in Tiyatro Sahnelerinden Ekranlara Uzanan Kariyer Yolculuğu

13 Haziran 1965’te İzmir’de dünyaya gelen Vahide Perçin, oyunculuk kariyerine Ankara Sanat Tiyatrosu ve Devlet Tiyatroları’nda adım attı. Televizyon dünyasına 2003 yapımı Bir İstanbul Masalı dizisiyle geçen usta oyuncu, kısa sürede geniş kitlelerin beğenisini kazandı.

Bergüzar Korel ve Kenan İmirzalıoğlu’ndan ‘A.B.İ.’ Dizisi Kareleri

A.B.İ. dizisinin ikinci sezonundaki Bergüzar Korel ile Kenan İmirzalıoğlu'ndan ilk kareler paylaşıldı.

‘GQ Türkiye MOTY 2026’ İçin Geri Sayım: Dünyaca Ünlü İtalyan Yönetmen Chiara Tilesi İstanbul’da 

GQ Türkiye’nin her yıl büyük ses getiren ve gelenekselleşen "Men of the Year" (MOTY) 2026 töreni için hazırlıklar başladı. Dünyaca ünlü İtalyan yönetmen Chiara Tilesi, MOTY 2026 çekim detaylarını planlamak ve görsel dili şekillendirmek üzere Ağustos ayında İstanbul’a geldi.  

Boran Kuzum ‘Yağmurlar’ Klibiyle İlk Kez Yönetmen Koltuğunda

Başarılı oyuncu Boran Kuzum, şarkıcı Tuğçe Şenoğul'un Atlas albümünde yer alan "Yağmurlar" şarkısının klibiyle ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu.