Bilal Yiğit Koçak: ‘Beni kimsenin kurtarmayacağını çok iyi biliyorum’

Date:

The İstanbul Spotlight’a konuk olan Bilal Yiğit Koçak ekonomi eğitiminden oyunculuğa uzanan yolculuğunu, oyunculuk serüvenini, hayranlarıyla arasındaki bağı ve çok daha fazlasını FaceOff programında anlattı.

Soru: Üniversitede ekonomi okuduktan sonra kendini ekranda bulma maceran nasıl başladı?

Aslında ekonomi okumak gibi bir niyetim yoktu. Küçüklüğümden beri sabah sekiz akşam beş bir işte çalışamayacağımı biliyordum. Hatta çocukluğumdan beri yerimde sallanma gibi bir tikim var, okul döneminde daha da artmıştı. Yine de bir yere kadar zorladım kendimi. Sonrasında “Bu böyle olmayacak.” dedim. Annemle çok fazla film izlerdik ve bence oyunculuk fikri bilinçaltıma o zaman yerleşti. İstanbul’a geldikten sonra da fırsat çıkınca denedim, şansım yaver gitti.

Soru: Bugüne kadar canlandırdığın karakterlerden seni en çok zorlayan hangisi oldu?

Ömer beni çok zorladı. Çünkü her şeyini oynadım. Ölümünü, kalımını, hayal kırıklığını, pişmanlığını… Bu kadar ağır bir dramda bu kadar uzun bir süre oynamak insanı tüketen bir şey. Dört senenin sonunda duygusal olarak da fiziksel olarak da fazlasıyla yordu beni Ömer.

Soru: Hayranlarının asla bilmediği bir hobin var mı?

Yok, ben yaptığım şeyleri paylaşmayı severim. Müziğe de spora da ilgimi biliyorlar.

Soru: Hayranlarınla sosyal medya üzerinden kurduğun ilişki nasıl?

Gayet güzel. Özellikle yaptıkları yorumları ve eleştirileri okumayı seviyorum çünkü bazen gerçekten çok iyi analiz ediyorlar. Bazı sahnelerde onların yazdığı şeyleri okuyup “Ben bunu neden düşünemedim?” dediğim oluyor. O yüzden onlarla iletişimde olmayı çok seviyorum.

Soru: Zaman zaman canını acıtan yorumlar oluyor mu?

Yok, hayır. Birisi “Şu şöyle şöyle olabilirdi.” dediğinde bunu dikkate alırım. Ama can acıtıcı dediğimiz şeyler genelde nefret kusmak üzerine olduğu için onlar aslında bir şeyi yorumlamıyor, bir şekilde senden nefret ediyorlar ve o nefreti kusuyorlar. Bunu da ciddiye almamak gerekiyor.

Soru: “Yıkılmadım ama ayakta da kalamadım.” dediğiniz dönemler oldu mu?

Tabii ki oldu, sonuçta insanız. Ama ben böyle zamanlarda kendime sığınıyorum. Çünkü bir erkek olarak beni kimsenin kurtarmayacağını çok iyi biliyorum. Birine anlatsam bile beni tam olarak anlayamayacağını da biliyorum. Zaten bu hayatta kimsenin birbirini tam olarak anlayabileceğine inanmıyorum. O yüzden kendime sığınıyorum.

Soru: Hayalinde kendini on yıl sonra nerede görüyorsun?

Çok spesifik bir şey söyleyemem açıkçası. Sadece huzurlu ve mutlu olduğumu görüyorum. Çünkü gerçekten geri kalan her şeyin bunun yanında çok önemsiz kaldığını düşünüyorum. Mutluysam ve huzurluysam her şeyi yapabilirim gibi hissediyorum.

Soru: Örnek aldığın bir oyuncu var mı?

Var tabi ki. Al Pacino, Robert De Niro, Leonardo DiCaprio… Jude Law’a hayranım. Özellikle The Young Pope dizisindeki performansına. Oradaki üçüncü bölüm monoloğunu herkesin izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Oyunculuk açısından da kişisel gelişim açısından da çok etkileyici bir dizi olduğunu düşünüyorum.

Soru: İlk dizi setine çıktığın Yiğit ile bugünkü Yiğit arasındaki farklar neler?

Ben oyunculuğun hissiyatta başladığına inanıyorum. İlk başladığımda da öyle düşünüyordum ama zamanla işin teknik tarafını öğreniyorsun. Bunları öğrendikçe ilk baştaki o içgüdüsel his biraz kaybolmaya başlayabiliyor. Hocalarım da zamanında bu konuda beni uyarmıştı zaten. Şu an en çok korumaya çalıştığım şey o ilk hissiyat sanırım.

Soru: Bir gün hayatında aşk ve kariyer arasında bir seçim yapmak zorunda kalsan hangisini seçerdin?

Öyle bir seçim yapmam. Kimsenin de bana bunu sorabileceğini sanmam. Böyle bir şey sormaya cesaret ediyorsa zaten o kişinin hayatımda olmaması gerekir. Ben hayatta her şeyin dengesini kurabileceğime inanıyorum.

Soru: Yalnız kaldığın anlarda günün stresinden arınmak için neler yaparsın?

Sitemizde sakin bir kafe var, genelde oraya giderim. Çalışanlarla da çok iyi anlaşıyoruz, artık ne yiyeceğimi bile biliyorlar. Geniş boş bir masaya oturup müzik dinliyorum ve sallanıyorum. Bu benim için meditasyon gibi bir şey. Sonrasında da çocuklarla gece bilgisayar oyunu oynamak benim için dünyanın en keyifli şeyi.

Soru: Bu yola yeni çıkanlara vermek istediğin tavsiyeler var mı?

Şekilcilikten uzak dursunlar. “Nasıl görünüyorum, nasıl duruyorum?” kısmına fazla takılmamaları gerekiyor. Eğer gerçekten içini açabiliyorsan kimse sana “hayır” demez. Ama sadece görüntüye odaklanırsan herkes başka bir şey söyleyebilir.

Soru: Ekonomiyle eğitime başlayıp sonra oyunculuğa döndüğün süreçte oyunculuğunu beslemek için nelerden yardım aldın?

Oyuncu koçlarıyla çalıştım. Tabi bunların içinde sadece oyunculuk yoktu. Psikoloji, felsefe gibi alanları da temel düzeyde öğrenmeye çalıştım. Çok fazla film izledim, özellikle sanat filmlerine çok düşkündüm o sıralar.

Soru: Hiç “Keşke ekonomide kalsaydım.” dediğin, seçtiğin yoldan pişman olduğun oldu mu?

Bir saniye bile pişman olmadım. Çünkü ben o yapıda bir adam değilim. Babam da bana bunu ben henüz ortaokuldayken söylemişti. Ben doktor olmak istiyordum, babam da doktor. Bunun için çalışıyordum fakat bir yandan da toplu eğitimle sorunum vardı. Babam bunu fark etti ve “Oğlum sen böyle bir adam değilsin, ileride eziyet çekersin.” diye beni uyardı. Lise zamanımda da zaten okul takımındaydım, lise hayatım idmanlarla geçti. Bu şekildeydi yani. Böyle bir işte olacağımı biliyordum. Asla da pişmanlık duymadım.

İçeriği Paylaş:

Abone Ol

spot_imgspot_img

Popüler

Bunun gibi daha fazlası
Benzer

Vahide Perçin’in Tiyatro Sahnelerinden Ekranlara Uzanan Kariyer Yolculuğu

13 Haziran 1965’te İzmir’de dünyaya gelen Vahide Perçin, oyunculuk kariyerine Ankara Sanat Tiyatrosu ve Devlet Tiyatroları’nda adım attı. Televizyon dünyasına 2003 yapımı Bir İstanbul Masalı dizisiyle geçen usta oyuncu, kısa sürede geniş kitlelerin beğenisini kazandı.

Bergüzar Korel ve Kenan İmirzalıoğlu’ndan ‘A.B.İ.’ Dizisi Kareleri

A.B.İ. dizisinin ikinci sezonundaki Bergüzar Korel ile Kenan İmirzalıoğlu'ndan ilk kareler paylaşıldı.

‘GQ Türkiye MOTY 2026’ İçin Geri Sayım: Dünyaca Ünlü İtalyan Yönetmen Chiara Tilesi İstanbul’da 

GQ Türkiye’nin her yıl büyük ses getiren ve gelenekselleşen "Men of the Year" (MOTY) 2026 töreni için hazırlıklar başladı. Dünyaca ünlü İtalyan yönetmen Chiara Tilesi, MOTY 2026 çekim detaylarını planlamak ve görsel dili şekillendirmek üzere Ağustos ayında İstanbul’a geldi.  

Boran Kuzum ‘Yağmurlar’ Klibiyle İlk Kez Yönetmen Koltuğunda

Başarılı oyuncu Boran Kuzum, şarkıcı Tuğçe Şenoğul'un Atlas albümünde yer alan "Yağmurlar" şarkısının klibiyle ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu.