Zehra Kelleci | Doğruluk mu Cesaret mi?

Date:

Samimi itiraflar, beklenmedik sorular ve bol kahkahalı anların bir araya geldiği bu bölümde Zehra Kelleci’yi daha yakından tanıyoruz. Cevaplamak zorunda kaldığı sorular ve aldığı cesaret görevleriyle tempolu ve eğlenceli bir bölüm sizi bekliyor.

Biraz bize kendini anlat. Seni en iyi tanımlayan üç kelime ne olurdu?

Tamam. Eğlenceli, duygusal bir de meraklı derim.

Peki arkadaşların bu tanımlara katılır mı? Onlar hangi üç kelimeyi söylerdi?

Bence katılır ama başka ne eklerlerdi diye düşünüyorum. İşkoliklik de olabilir. Bunu eklerim ben de.

Oyuncu olmaya kafanı koyduğun o anı hatırlıyor musun? “İşte bu!” dediğin bir an var mıydı?

Böyle “işte bu” an dediğim bir an aslında yoktu. Bu yola ait olduğumu hissettiğim bir anı hatırlıyorum. İlk setimde, yani ilk dizimde akşama kadar beklediğim bir hazırlık vardı ve çok net hatırlıyorum böyle saat 11 falandı. Akşam doğum günüme tam girecektim. Arkadaşlarım beni bekliyordu işte, doğum günümü kutlamak için ve böyle tam 12’ye girerken “kayıt” denildiğini hatırlıyorum. 5 dakika falan kalmıştı ve ben böyle bazı işaretlere açıkçası inanırım. O kadar denk gelmişti ki böyle şey oldum o an. Bir hani galiba bunun olması gerekiyormuş gibi bir hissiyatım olmuştu o gün.

Geçirdiğin en güzel doğum günü hangisiydi?

Galiba evet, galiba en güzel doğum günlerinden biri buydu ya. Çünkü o sırada böyle bir şey kutlamama gerek yoktu ve olmam gereken yerdeymiş gibi hissetmiştim galiba. Evet. O diyebilirim.

Fobilerin var mı?

Fobilerim… Ya şu an yok ama küçükken olan bir tane söyleyebilirim. Karanlıktan çok korkuyordum. Hatta bazen abimin zorbalayıp böyle sarılıp karanlıkta bıraktığını falan hatırlıyorum. Geceleri falan. O yüzden sürekli böyle gece lambasıyla uyuyordum ve tüm oda aydınlık oluyordu. Herkes şaşırıyordu hatta nasıl bu kadar aydınlıkta uyuyabiliyor diye. Sonra böyle yavaş yavaş onu açtım ama hala zifiri karanlık biraz beni rahatsız ediyor.

Arka arkaya izlemekten bıkmadığın filmler, diziler var mı? Varsa neler?

Ya özellikle son dönemlerde ben birazcık çabuk bir şeyleri değiştiriyorum. Yani sürekli bir şey tüketiyorum. Öyle bir hâl aldım. O yüzden sürekli izlediğim sadece böyle bir sitcom söyleyebilirim. O da Friends olabilir. Çünkü o bana gerçekten böyle daralmış hissettiğimde ve o yoğun günlük hayatta 20 dakikamı ayırıp hani hızlıca bir motivasyon kaynağı olabiliyor. O yüzden Friends diyeceğim.

Kendini bir romantik komedi dizi karakteriyle özleştirsen kim olurdun?

Şimdi ben buna How I Met Your Mother Robin diyeceğim ama bir açıklama yapmak istiyorum, linçlenmemek için. Oradaki ilişkisel tercihler, efendime söyleyeyim yakın arkadaşlar falan… Onları bir dışarıya alırsak Robin derim. Kendini biraz böyle ifade etme şekli, işi, işte spikerlik, özgürlüğüne düşkünlüğü falan filan gibi yerlerden.

Sevgi dili, insanların sevgiyi hissetme ve ifade etme biçimlerini açıklayan bir psikolojik teoridir. Senin sevgi dilin ne?

Yani hepsi bir gösterme biçimi sevgiyi. O yüzden hepsini isterim tabii ki ve severim. Ama galiba buna, ne kadar basit görünse de birçoğumuzun bence şu sıralar tahammülü olmayan bir şey olduğunu düşünüyorum. Anlayış birini gerçekten anlamak olarak bakıyorum. Dinlemek. Çünkü yani bir noktada o hediyeler, o sözler, dokunmalar… Yani altında bir çaba ve anlayış yoksa biraz içi boş oluyor bence.

Ciddi ortamlarda ciddi kalabilen biri misin, yoksa istemsizce gülenlerden mi?

Yani eğer karşımdaki buna izin veriyorsa ciddi kalırım. Ama bazen, şu an mesela hatırlıyorum, sette bir sahnede… O kendini çok iyi biliyor. Karşımda sürekli gülerek bana bakıyor yakınında falan ve eğer böyle burasında bir gülücük bile görürsem o zaman kendimi tutamıyorum ve kopuyorum yani.

Arkadaş kal, evlen, uzak dur. Kemal Basmacı, Haydar Ali, Akgün Gökalp Taşkın.

Haydar Ali, Yeraltı’ndaki karakterimiz. Kemal Basmacı’yı biliyoruz. Kemal Basmacı’yı tabii ki de öldürmek durumundayım. Haydar Ali ile evleniyorum. Akgün’le arkadaş oluyorum. Güzel bir arkadaşlık olur diye düşünüyorum.

Ergenliğinde âşık olduğun bir ünlü var mıydı?

Buna her zaman ilelebet Leonardo DiCaprio diyeceğim. Bu kolay bir soruydu. Neyse ki

Bir erkek çok iyi dans ederse ondan soğur musun?

Tabii ki soğumam. Hatta ben bence böyle çok iyi dans eden erkekleri ultra havalı görüyorum. Çünkü bence dans çoğu insana yakışmaya da biliyor. O yüzden yakışması açıkçası beni büyülüyor. Mesela bir Edis’i izlerken, Tarkan’ı falan izlerken dans etmek bir insana nasıl bu kadar yakışır diye düşünüyorum. O yüzden asla soğumam. Devam.

Çok fazla fotoğraf çekilen bir erkek sana itici gelir mi?

Kendini mi çekiyor? Selfie çekiyor sürekli. Ben yemek yiyorum kenarda. O böyle… Tamam. Sürekli öyle mi? Gelir, gelir. İticisin biraz, haberin olsun. İzliyorsan o kişi.

Bir daha müzik dinleyememek mi yoksa bir daha film dizi izleyememek mi?

Buna bir cevap veremeyeceğim çünkü ya ikisi de benim için çok önemli. Yani hayatımın her galiba güzel anında, her üzgün anında müzik dinlerim. Bir de birbirini tamamlayan şeyler de olduğunu düşünüyorum. Mesela benim aklıma en sevdiğim film sahneleri geldiğinde mutlaka altındaki müziği ya da işte onunla beraber çaldığı bir şarkı gelir. İkisinden de vazgeçemem yani. O yüzden devam.

Gizlice shiplediğin dizi veya film karakterleri kimler?

Şimdi ilk öncelikle Game of Thrones’le başlamak istiyorum. Burada çok davalarım var çünkü. Ben Jon Snow ve Khaleesi’yi shipliyordum. Bunu açıklamak istiyorum ama linçlenmemek için şunu vurgulamak istiyorum. Aralarındaki tam olarak bağın nereden geldiğini anlayana kadardı. Oraya kadar shipliyordum.

Bir de Friends’de ve Phoebe ve Joey derim. Ben diğer shiplerin ve ana kastın birbirleriyle olmasından kaynaklı güme gittiklerini düşünüyorum. Sen de öyle düşünüyorsun. Teşekkür ederim. Çok güzel bir çift olabilirlerdi değil mi? Zaten görmüşüz Ross and Rachel’ın tüm ilişki evrelerini falan. Boşver artık.

Batman’in ikinci filmiydi galiba. En sevdiğim kadın oyunculardan biri. Morion Cotillard oynuyor. Ben orada bir tık… Kendisi beni izleyecektir. Harcandığınızı düşünüyorum efendim. Bence ikiniz çok iyiydi. Karakter nasıl oraya gitti ben bilmiyorum. Teşekkürler. Christian Bale iyiydi. İzleyince anlayacaksınız diye düşünüyorum.

İlk adımı atar mısın yoksa hep bekler misin?

Normalde açıkçası birazcık karşı taraftan o cesareti görmeyi galiba isterim ama gerçekten istediğim, beğendiğim biriyse ilk adımı atarım. Teşekkür ederim.

İçeriği Paylaş:

Abone Ol

spot_imgspot_img

Popüler

Bunun gibi daha fazlası
Benzer

Vahide Perçin’in Tiyatro Sahnelerinden Ekranlara Uzanan Kariyer Yolculuğu

13 Haziran 1965’te İzmir’de dünyaya gelen Vahide Perçin, oyunculuk kariyerine Ankara Sanat Tiyatrosu ve Devlet Tiyatroları’nda adım attı. Televizyon dünyasına 2003 yapımı Bir İstanbul Masalı dizisiyle geçen usta oyuncu, kısa sürede geniş kitlelerin beğenisini kazandı.

Bergüzar Korel ve Kenan İmirzalıoğlu’ndan ‘A.B.İ.’ Dizisi Kareleri

A.B.İ. dizisinin ikinci sezonundaki Bergüzar Korel ile Kenan İmirzalıoğlu'ndan ilk kareler paylaşıldı.

‘GQ Türkiye MOTY 2026’ İçin Geri Sayım: Dünyaca Ünlü İtalyan Yönetmen Chiara Tilesi İstanbul’da 

GQ Türkiye’nin her yıl büyük ses getiren ve gelenekselleşen "Men of the Year" (MOTY) 2026 töreni için hazırlıklar başladı. Dünyaca ünlü İtalyan yönetmen Chiara Tilesi, MOTY 2026 çekim detaylarını planlamak ve görsel dili şekillendirmek üzere Ağustos ayında İstanbul’a geldi.  

Boran Kuzum ‘Yağmurlar’ Klibiyle İlk Kez Yönetmen Koltuğunda

Başarılı oyuncu Boran Kuzum, şarkıcı Tuğçe Şenoğul'un Atlas albümünde yer alan "Yağmurlar" şarkısının klibiyle ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu.