Sahnenin büyüsü sadece ön tarafta değil, perde arkasında da yaşanıyor! Şifanur Gül ile bir araya geldik. Provalar, heyecan, hazırlık süreci ve sahneye çıkmadan önce yaşananları keşfetmek için kulis kapılarını araladık!
Re karakteri senin için ne anlam ifade ediyor?
Ofelya aslında Re’nin gerçek orijinal metindeki adı Ofelya. Benim konservatuar giriş parçamdı nerdeyse 10 yıl öncesinde, benim için yeri çok farklı zaten tanıdığım biri gibi hissettiğim bir karakter. Yani ilk kez bir oynadığım bir karaktere karşı böyle bir şey hissediyorum. Yani sanki yıllardır görüşmediğim bir arkadaşımla yeniden buluşmuş gibi hissettim. Çünkü hayatımdaki yeri çok farklı, hayatımı kazandıran karakter diyorum ben onun için, o yüzden çok mutluyum. Çok da bulmakta zorlanmadım oynarken beni.
Manifest gibi manifest diyebilir miyiz?
Diyebiliriz, hatta şöyle bir şey de var; ben tam böyle dedim ki keşke tekrar Ofelya’yı oynayabilsem Hamlet yeniden oynansa. Sonra üstüne diziler işte bir şeyler artık böyle çok bunalmaya başladığım bir zamandı. Tiyatro yapmak çok istiyordum ama müzikal yapmak istiyordum ve iki hayalimin birden böyle bir araya gelip bir de Mor ve Ötesi çok da seviyordum zaten her zaman da dinliyordum ve hepsi bir araya geldi ve manifest işte.
Bu karaktere nasıl hazırlandın?
Direkt rolle ve karakterle daha yeni yeni ilgilenmeye başladım. Geçen gün söyledim, hatta böyle bir an şunu fark ettim dedim; ilk birkaç oyun ben nasıl sahneye çıkacağım diyordum, sonra birkaç oyun sonra “Ben sahneye çıkabiliyorum, Ne güzel bir şeymiş” falan diyordum. Şimdi son oyunda şöyle bir kaldım “Ben Ofelya’yı oynuyorum”. Evet, bir anda böyle ona öyle odaklandım. Ama dediğim gibi yıllar öncesinde zaten çalıştığım ve çok tanıdığım için hiç tekrar tekrar hatırlamak zorunda kalmadım.
Senin ilk sahne deneyimindi.
Evet.
Re karakteriyle kişisel olarak hangi bağları kurabiliyorsun?
Çaresiz kalınca delirmek, delirmek demeyelim yani delirmeye yaklaşmak şey mesela Ofelya delirdiği sahnede ben çok gülüyorum, gülmeye başlıyorum ve kendimde de şöyle bir şey fark ettim; geçen bir arkadaşıma söylüyordum “Ben ağlamaktan daha fazla acı çekince gülmeye başlıyorum” dedim. Hani bir şeye gerçekten bedenen de ya da işte başka türlü de hiçbir şey yapamayacaksın, hiçbir etkim yoksa gülmeye başlıyorum çok acı çektiğimde. Re’de de aynı şey var. Bir de dediğim gibi çaresizlik, aslında hepimizin hayatında bolca olan bir şey, orada çok hissediyorum.
Sahne performansından unutamadığın bir an var mı?
Şarkı söyleyebildiğimi gördüğüm an. Çünkü az önce sana da söyledim ya konuşurken ben şarkı söyleyebildiğimi bilmiyordum ya da bu kadar insan karşısında şarkı söyleyebileceğimi tahmin bile edemezdim. İlk bununla yüzleştiğim, böyle karşı karşıya geldiğim an benim için çok etkileyiciydi. Bir de Ofelia, Re’nin delirme sahnesini oynarken her oyunda orası niyeyse benim için her defasında bir başka oluyor, farklı hissediyorum her defasında. Zaten her oyun çok farklı oluyor ama orada hissettiklerimi hiç unutmuyorum, unutamıyorum yani. Bütün o kaygımı, ben nasıl sahneye çıkacağım, ne yapacağım, ah çok insan var, öyle olursa böyle olursa korkularımın hepsini attığım, böyle kurtulup Şifa olmaktan da kurtulduğum bir yer orası. O yüzden galiba.
Diğer oyuncularla ilişkin nasıl?
Herkesi çok seviyorum. Herkes çok tatlı ama içlerinde en çok Reha abiyi seviyorum galiba, çünkü çok tatlı enerjisi çok güzel. Onu gördüğüm zaman böyle bir keyfim yerine geliyor, bir gülümseyim geliyor. Böyle çok da şakalaşırız. Tabii onlardan çok şey öğreniyorum bu arada, onların o sabırlılığını, üslupları, yani dikkatlerini işlerini yapış şeklinde bunları hep gözlemliyor oluyorum ve çok soru soruyorum. Özellikle Canan’a çünkü Canan’la aynı kulisi paylaşıyoruz, daha fazla zaman geçirmiş oluyoruz oyun öncelerinde. Böyle bazen onu çok merak ediyorum çünkü benden çok daha deneyimli olduğu ve yıllardır da bu işin içinde olduğu için durmadan böyle sorular soruyorum. Bazen mesela abarttığım sorular olabiliyor, çok özel bir şey soru bile sorduğum oluyor ama o kadar heyecanımın ve merakımın farkında ki cevap veriyor, seviyor benim soru sormamı ve bayağı böyle oturup konuşuyoruz uzun uzun.
İzleyici geri dönüşleri nasıl?
Birkaç yönetmenim benim için çok önemliydi, onların ne söyleyeceği. Geçen Burak hoca geldi, Kuş Uçuşu’nun yönetmeni, o çok tatlı şeyler söyledi. Cem hoca galamızda izlemişti, da aynı şekilde benim özelime çok tatlı şeyler söyledi. Onlardan güzel şeyler duymak bana iyi geldi çünkü onların da benim hayatımdaki yeri şeydir; doğruyu söylerler, hani şu olmamış bu olmuş gibi. Onların yüzünün güldüğünü görmek beni rahatlattı. Onun haricinde de birkaç kişi daha vardı, böyle yorumunu merak ettiğim genel olarak insanlar memnun ayrıldılar, mutlulardı. Birazcık da tabii benim daha bu ilk deneyimim olduğu için de çok böyle yaralayıcı davranmıyorlar.
Ben bu arada izlediğimde, yani ben de galada izlemiştim, izlediğimde hiç ben senin ilk defa sahneye çıktığını bilmiyordum.
Birçok kişi böyle söylüyor, bu çok seviniyorum yani. Bazı insanlar çok şaşırıyor. Hatta ben ilk kez sahne çık, ilk kez bu kadar şarkı söylemeyi deneyimliyorum deyince çok şaşıran insanlar oluyor, mutlu oluyorum.




