Cesur görevler, beklenmedik itiraflar ve bol eğlence dolu bu bölümde; Kübra Balcan’ı daha yakından tanıyoruz.
Seni en iyi tanımlayan üç kelime ne olurdu?
Tezcanlı, sezgisel, kararsız.
Fobilerin var mı?
Fobilerim var. En çok korktuğum şey metroda üstüme birinin düşecek olması, yürüyen merdivenlerde. Bundan çok korkuyorum. Bu gerçek bir korkum.
Arka arkaya izlemekten bıkmadığın filmler, diziler var mı? Varsa neler?
Sopranos arka arkaya fazlasıyla izlerim. Asmalı Konak izlerim. Bu ikisi diyeyim.
Kendini bir romantik komedi dizi karakteriyle özdeşleştirirsen kim olurdun?
Emily in Paris.
Bir erkek çok iyi dans ederse soğur musun?
Asla soğumam. Mesela çok iyi bir zeybek oynar ve okey olur benim için.
Bir daha müzik dinleyememek mi yoksa bir daha film, dizi izleyememek mi?
Bir daha müzik dinleyememek. Yani müzikten yana hakkımı kullanıyorum. Tiyatroya falan gideriz.
ChatGPT’ye beni beş cümlede anlat, yaz ve sesli oku.
Diyor ki, “Sahneye çıktığında varlığı hissedilen, mesleğini ciddiye alan bir tiyatro oyuncususun. Meraklısın. Bir gün Brecht’in dünyasını, ertesi gün Japonya’daki bir sneaker fiyatını sorabiliyorsun. Detaycısın. Kulağındaki küçük bir apseyi bile büyümeden çözmeye çalışan bir titizliğin var. Mizahın var. Araya ‘seni test ediyorum’ deyip hafifçe gülümsetiyorsun. Kendinle ilgili soruları seviyorsun ama cevabın klişe olsun istemiyorsun. Gerçekten seni yakalamasını istiyorsun.” Beni anlamış canım ChatGPT’m!
Stalk yaparken yakalandığın oldu mu? Kimdi?
Bir ara söylüyorum ya. Güneşin Oğlu oyununa gittim. Sonra orada İlayda’ya bakmaya başladım ve beğendim. Sonra da işte like attım. Sonra o da bana döndü, o da bana like attı. Böyle tatlı bir stalkerlıktan bir tanışıklığımız oldu birbirimize.
Gözlerini kapa. Telefonunun galerisinden rastgele bir fotoğraf seç.
Dün kedilerimle evde bir ailecik bir çekim gerçekleştirdik. O gelmiş.
Çocukken okulda lakabın veya hoşuna gitmeyen bir takma isim oldu mu?
Bu çok acı bir soru arkadaşlar. Yani bunu anlatacağım. Tabii ki bir sürü lakabım vardı; Kübrik derlerdi işte falan ama ilkokuldayken çok zorba bir arkadaşım vardı. Sene galiba 2003-2004’e tekabül ediyor. Ben çok beyazım diye kız bana “Şarbon” lakabını takmıştı. Korkunç. Bir an en kötü şey ama yani o yaşta o kötülük zordur. Bakın bütün sınıf bir ara bana Şarbon diyordu. Beyazım diye. Güzel atlattık o günleri. İnşallah izliyordur bu videoyu. Sonra bu arada özür dilemişti, hatırladım.
Bakım sırrını bizimle paylaş.
Sabahları soğuk suya böyle kafamı sokup bekliyorum bayağı. Bir de evde böyle avokadolu bir şey yapıyorken o avokado çekirdeğini hunharca yüzüme sürüyorum. Yemeği yiyene kadar kalıyor.




