The İstanbul Spotlight’ın Londra’da gerçekleştirdiği özel içerikte Özge Gürel ve Serkan Çayoğlu, ilişkilerindeki gündelik dinamiklerden birlikte vakit geçirme alışkanlıklarına kadar birçok soruyu samimi bir şekilde yanıtladı.
Soru: Bir otele girince ilk yaptığınız şey?
Özge Gürel: Benim ilk yaptığım valiz boşaltmak ve banyoya bakmak.
Serkan Çayoğlu: İlk önce yatağın hangi tarafında yatacağına bakıyorum.
Soru: Paris bir aşk şehriyse Londra ne şehri?
Özge Gürel: Bence Londra daha zihinsel bir şehir. Paris kalbe hitap ediyorsa Londra da zekaya hitap ediyor gibi hissettiriyor.
Soru: Tatilde seyahat arkadaşının yaptığı hangi davranış seni delirtir?
Serkan Çayoğlu: Eşyalarını kaybetmesi. Mesela pasaport.
Soru: Londra’da geçen romantik bir filmde oynasanız hangisi olurdu?
Özge Gürel: Gönül buna Notting Hill demek ister tabi…
Serkan Çayoğlu: Biz Sherlock’ta oynar, onu romantizme çevirirdik. Ben Watson olurdum kesinlikle.
Soru: Bir sonraki spontane yolculuğunuz nereye olmalı?
Serkan Çayoğlu: Bence Avusturya’nın dağlık yerleri olur, yılbaşı geliyor zaten.
Özge Gürel: Karlı bir yer olur kesin. Benim için yılbaşında gittiğimiz yerde kar yağmalı.
Soru: Gittiğiniz yeni şehirlerde vazgeçilmez hale gelen bir rutin veya küçük bir alışkanlığınız var mı?
Özge Gürel: Mutlaka magnet alıyoruz. Hatta bir keresinde Lecce’ye gittiğimizde magnet almayı unuttuğumuz için geri dönmüştük.
Soru: Birlikte öğrendiğiniz en değerli seyahat dersi?
Özge Gürel: Az program yap, seyahatte kavga etme. Tam kavga edecek gibi olsak bile artık bunu toparlayabiliyoruz, eskiden yapamıyorduk.
Serkan Çayoğlu: Bence de program yapmamak ve belli bir yere bağlı kalmamak önemli. Tayland’da bununla ilgili bir anımız var. Tanıştığımız Alman bir çift 1-2 günde gezilebilecek bir yer için 14 günlük plan yapmışlar. Biz hemen ertesi gün oradan kaçtık fakat onlar orada mahsur kaldı.
Özge Gürel: Seyahat öncesi daha önce oraya gidenlerden fikir almayı da sevmiyorum. Alsak da çok takılmamaya çalışıyoruz.




