Gökçe Akyıldız | Face Off

Date:

Gökçe Ayyıldız, Spotlight’a verdiği röportajla karşınızda.

Bir karakteri canlandırırken kendi duygularından, yaşadığın deneyimlerden ne kadar besleniyorsun?

Aslında hiç beslenmiyorum. Şöyle ki oynadığımız her karakter kendine ayrı başka hikayeleri var. Hepsini yaşamış olmamız zaten imkansız. Konservatuar okurken de zaten bunu öğreniyoruz ya karakter çıkarmak. O yüzden hazırlık sürecinde de aslında bunları araştırıyoruz diyebilirim. Bir karakteri oluştururken aslında onun hikayesini önce analiz edip onun üzerine bu karakter böyle bir durumda nasıl tepki verirdi ya da neler olurdu? Bu şekilde ilerliyoruz. Aslında projenin içinde bir karakter çıkıyor. Sen sadece başlangıcında bir analiz yapıyorsun. Çıkan sonucu ben de o an sahnede görüyorum ya da izlerken görüyorum. O yüzden kendimle ilgili bir şey kattığımı söyleyemem.

Kameraların arkasında setten uzak bir Gökçe olarak seni en çok ne mutlu eder?

Kendimle vakit geçirmek, sevdiklerimle vakit geçirmek, arkadaşlarımla, kendi sevdiğim şeyleri yapmak beni çok mutlu ediyor.

Nedir mesela onlar?

Ben ne istiyorum bugün? Neyle mutlu olabilirim? Belki yürüyüş, belki spor, belki hiçbir şey yapmamak, belki sadece arkadaşlarımla sohbet edip kahve içmek, o anı yaşamak, belki deniz kenarında yürüyüş yapmak. Bilmiyorum. O gün uyandığımda canım ne istiyorsa.

Meditasyon yapar mısın?

Spesifik olarak yaptığım bir şey yok ama kendimi mutlu edecek şeylerin olduğunu artık biliyorum. Dediğim gibi sadece yürümek de beni mutlu edebiliyor. Sadece konuşmadan durmak da bazen, çok yüksek enerjim varsa arkadaşlarımla saatlerce sohbet etmek de. O yüzden günlük ruh halime bağlı.

Kırgın Çiçekler’deki Songül karakteri çok sahiplenildi. O kadar sevilen ve sahiplenilen bir karakterden sonra farklı bir role hazırlanmak, bunu kabul ettirmek, seyirciye kabul ettirmek zor oluyor mu?

Kırgın Çiçekler’den önceki projelerimde de başka karakterleri oynuyordum. O işte de Songül’ü canlandırdım. Daha sonra da başka işlerde yer aldım. Zor oluyor gibi bir şey yok. O sadece çok sevildi ve bu tarz işler her zaman denk gelmiyor. O dönem çok tutan ve konuşulan bir işti. O yüzden Songül akılda kalabilir ama benim oynadığım çok fazla karakterler de var. O yüzden tabii ki zorlanacak ya da değişik hissedecek bir şey yok. Her iş, her karakter farklı bir tecrübe. O tabii farklıydı, özeldi ama orada…

Sosyal medyadan onunla ilgili yorumlar alıyor musun hala?

Tabii ki hala iş konuşuluyor. Dediğim gibi o tarz işler çok olmuyor. Hepimizin aklında olan, hala televizyonu açtığımızda karşılaştığımız çok böyle akılda kalan projeler var. Ama her projenin bu kadar başarılı olma şansı çok zor. O biraz hikaye olarak dokunduğu için hatırlanması normal.

Genç bir kadın oyuncu olarak hem sahnede hem sektörde var olmanın bedellerini nasıl gözlemliyorsun? Nasıl zorlukları var sizin için?

Sadece bu sektöre göre konuşmayalım. Her sektördeki kadınlar zorlandığı ya da öncelik tanındığı birçok olay oluyor. Benim çok zorlandığım bir şey yok ya, bilmiyorum düşünüyorum.

Belki çocuğuna vakit ayırmak, eve vakit ayırmak ya da setler arası genelde anne oyuncuların kaygısı bu olur ya…

Ama diğer işlerde de çalışan kadınlar için çok zor. Bölünmen gerekiyor. Aslında biz kadınlar çok güçlü olduğumuz için her işi yapabiliyoruz ama ne kadar verimli yapabiliyoruz? İşte çok iyi bir performans sergilersiniz ama eve geldiğinizde artık enerjiniz yoktur ve ev işi ya da oradaki alanda daha az verimli olabilirsiniz. Yetebiliyor kadınlar ama her şeyde çok fazla verimli olamayabiliyor. Çok zorlanmıyorum. Dengeyi kurmak lazım aslında. Atıyorum 4 gün çalışıyorsundur, bir gün evdesindir ve orada eğer verimli bir vakit geçirebiliyorsan sevdiklerinle bence tamam, bu şekilde denge kapanabilir. Ama onun dışında çok zorlandığım bir şey yok. O ayarı tutturmak gerekiyor. Herkes için geçerli, sadece set için geçerli olduğunu düşünmüyorum.

Bir süre kameralardan uzak kaldığın bir dönem oldu. O dönemde en çok neyi özledin?

Bir işte sahne çekiyorsunuz ve o an diyorsunuz ki çok güzel oldu ama nasıl acaba yansıyacak? Çok merak ediyorsunuz ve izlediğinde diyorsun ki vay be başarmışım, çok iyi görünüyor. Onun verdiği o haz çok kıymetli ve değerli. O yüzden böyle bir şey başarmak, karakteri çıkarmak ya da çok iyi bir sahne çekmek bir oyuncunun duyabileceği en güçlü hazlardan biri. Böyle bir şey yaratmayı, tekrar orada olmayı, kendi istediğim bir şey yapmayı çok özlediğim bir birkaç yıl olmuştu. Ama tekrar dönünce aynı heyecanla devam ettim. Hatta bugün buraya röportaja gelirken de aynı heyecandaydım. Çünkü bizim işimizin güzelliği bu. Hep heyecanlanabiliyor olmak bence yaptığın işi seviyor musun sevmiyor musun bununla alakalı. Ben çok seviyorum. Her projeye gittiğimde farklı bir heyecanla gidiyorum. Aa artık oldu ya heyecanlanmıyorum falan gibi bir noktada değilim. Buraya gelirken de aynı heyecanım vardı, sete giderken de aynı heyecanım var. Sahnede tiyatroda bir şey çıkaracağımda da aynı heyecanım var. Bu aslında işi ne kadar seviyorsun onunla alakalı. O yüzden dediğim gibi bir şey yaratmayı, çıkarmayı ve özlemeyi o dönemde özlemiştim.

Çok genç yaşta başladığın oyunculuk serüvenine dönüp baktığında keşke dediğin bir an var mı?

Çok keşkelere takılmıyorum. Yok.

Hayata bakış açın mı böyledir?

Evet. Hayata bakış açım bu.

Nasıl mesela? Onu anlatabilir misin bize? Daha mı pozitifsin her zaman? Hep olumlu yanlarını mı görürsün?

Hayır, hep olumlu yanlarını görmüyorum. Tabii ki ya keşke böyle olmasaydı, şöyle olurdu dediğim anlar var ama yaşadığımız her olayda milyonlarca olasılık var ya. Eğer öyle olmasaydı şu an böyle olmazdı ya da keşke deseydim şu an bunu yaşamazdım. O yüzden keşke diye bakmıyorum. O an öyle olması gerekiyormuş, şu an o yüzden buradayım gibi böyle bakıyorum. Sürekli olumsuz bir şey düşünmek istemiyorum, iyi yönden değerlendirmeye çalışıyorum.

Hayallerinde 10 yıl sonraki Gökçe’yi nerede görmek istiyorsun?

10 yıl çok uzun bir süre, hiç 10 yılı düşünmedim. 5 yıl sonra çok daha başarıya doyduğum, daha kendimi kendim olarak yani mutlu olacağım seviyeye geldiğim, şu anlamda başarıyla kendimi mutlu ettiğim, 5 yıl sonra böyle aa tamam ya ben artık mutluyum, bunu da çıkardım şunu da yapabildim noktada görmek istiyorum. Onun dışında başarının her şeyi getirdiğini düşünüyorum. Eğer işimle ilgili kaygılarım ya da işte isteklerim tamamlandığında diğer her şey onun rayına göre düzenlenecek. Öyle bakıyorum.

Kariyerinde bu benim dönüm noktamdı dediğin bir an var mı? Hep hatırladığın, güzel hatırladığın ya iyi ki bu işi kabul etmişim dediğin bir şey de olabilir tabii bu.

Tabii mesela ben üniversitenin 3. sınıfındayken Kırgın Çiçekler gelmişti ve orada çok yoğun çalışacağımız için 4. sınıf riske girmişti. Okula gidebilecek miyim, gidemeyecek miyim? Oralar çok soru işaretiydi çünkü çok yoğun bir tempoydu. Ben dedim ki bu riske girmeye hazırım ya. Hani zaten 3 yılım tamamlandı, son senemi bir şekilde tamamlarım demiştim. İyi ki de o riske girmişim, iyi ki o projede bulunmuşum.

Seni hiç tanımayan birine kendini üç kelimeyle anlatacak olsan neleri seçerdin?

Gizemli, tutkulu, hırslı.

Özel hayatın yani evdeki hayatınla sahnedeki şöhret hayatın arasındaki farklar neler?

Çok farklı. Hepimiz birçok maskemiz var ya da işte birçok görevimiz var. Evdeki Gökçe bambaşka, işteki Gökçe bambaşka, arkadaşımın yanındaki Gökçe bambaşka, dışarıdaki… Bu dengeleri korumak lazım. Evde daha farklıyım ama işte bambaşkayım. Hepsi birbirinden farklı.

Aradaki dengeleri kurarken senin şaşırdığın anlar oluyor mu çok yoğun dönemlerde?

Hayır. Kapıdan çıktığımda bitti. O sıfatların hepsi köşede kaldı. İşe gittiğimde, iş bittiğinde, arabaya bindiğimde her şey bitti. O settek iki Gökçe orada kaldı. Onları birbirine karıştırırsam yürütemem. O yüzden hepsinin yeri ayrı.

İçeriği Paylaş:

Abone Ol

spot_imgspot_img

Popüler

Bunun gibi daha fazlası
Benzer

Vahide Perçin’in Tiyatro Sahnelerinden Ekranlara Uzanan Kariyer Yolculuğu

13 Haziran 1965’te İzmir’de dünyaya gelen Vahide Perçin, oyunculuk kariyerine Ankara Sanat Tiyatrosu ve Devlet Tiyatroları’nda adım attı. Televizyon dünyasına 2003 yapımı Bir İstanbul Masalı dizisiyle geçen usta oyuncu, kısa sürede geniş kitlelerin beğenisini kazandı.

Bergüzar Korel ve Kenan İmirzalıoğlu’ndan ‘A.B.İ.’ Dizisi Kareleri

A.B.İ. dizisinin ikinci sezonundaki Bergüzar Korel ile Kenan İmirzalıoğlu'ndan ilk kareler paylaşıldı.

‘GQ Türkiye MOTY 2026’ İçin Geri Sayım: Dünyaca Ünlü İtalyan Yönetmen Chiara Tilesi İstanbul’da 

GQ Türkiye’nin her yıl büyük ses getiren ve gelenekselleşen "Men of the Year" (MOTY) 2026 töreni için hazırlıklar başladı. Dünyaca ünlü İtalyan yönetmen Chiara Tilesi, MOTY 2026 çekim detaylarını planlamak ve görsel dili şekillendirmek üzere Ağustos ayında İstanbul’a geldi.  

Boran Kuzum ‘Yağmurlar’ Klibiyle İlk Kez Yönetmen Koltuğunda

Başarılı oyuncu Boran Kuzum, şarkıcı Tuğçe Şenoğul'un Atlas albümünde yer alan "Yağmurlar" şarkısının klibiyle ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu.