Bugün İstanbul Spotlight köşemizde, ekranların sevilen yüzü Burak Yörük ağırlanıyor.
Altı yaşından beri setlerde olan, 4N1K dönemiyle hayatı bir anda değişen başarılı oyuncu; anksiyete ile mücadelesinden özel hayatına, şöhretin getirdiği yüklerden geleceğe dair kurduğu sakin hayallere kadar samimi açıklamalarda bulundu.
Bugün olduğun kişi olmanı sağlayan dönüm noktası sence neydi?
Burak Yörük: Bence ben hayatın iki tarafını da görmüş biriyim. Kaderim dolayısıyla hem maddi olarak çok varlıklı bir dönemi hem de ailemin işlerinin çok kötü gittiği, zor zamanları yaşadım. Hayatımın iki yarısı böyle geçti. Sanıyorum bu durum ve hayatın aşırı gerçek olması, beni her şeyin farkında biri yaptı. Kendimi tek bir kelimeyle tarif edecek olsam “farkında” biriyim derim.
Bugün olduğum kişi olmama sebep olan her şey kaderimle, başıma gelenlerle ilgiliydi. Yani hiçbir şeyi kendim belirlemedim; “Özellikle böyle biri olmaya çalıştım” diyemem. Tamamen hayatın akışı, rüzgarı böyle esti. Benim teknem sağlam; kendime iyi bakıyorum, mutluyum ve sadece iyilikle yaşayıp iyilik yapmaya çalışıyorum. Karşınızdaki ben, tamamen başıma gelenlerin oluşturduğu biriyim; kısacası kader diyebilirim.
Kariyerinde “Bir daha olsa belki de yapmazdım” dediğin bir iş var mı?
Burak Yörük: Asla yok, öyle bir şey söz konusu bile olamaz. Bu sadece işle de ilgili değil. Herhangi bir karar verdikten sonra onun arkasında duracak kadar cesur olmak gerekir. Verdiğiniz yanlış bir karar olsa bile ondan kesinlikle bir şey öğrenirsiniz.
Bu yüzden yaptığım işlerde ve geri kalan bütün seçimlerimde pişmanlık yaşamamaya çalışıyorum. İnsanlık hali, bazen o his gelse bile mutlaka kendimden uzaklaştırıyorum. Çünkü negatif veya pozitif her şey bir kazanım. Dışarıdan bakıldığında negatif yorumlanabilir ama o deneyimin size gelirken artıya dönüşmesi büyük bir şanstır. Başımıza geldiyse mutlaka bir nedeni vardır.
Şu andaki hayatındaki en büyük “İyi ki”n ne?
Burak Yörük: En büyük, iyi ki var dediğim şey Tuana (Tunçalı). Tuana iyi ki var, bana gerçekten çok iyi geldi. İlişkimiz çok şükür çok güzel ve tatlı gidiyor. İlk günden beri, en başından beri geleceğe yönelik planlarımız hep vardı ama şu an gittikçe yoğunlaşıyor tabii ki.
Hakkında çıkan ve gördüğünde “Yok artık!” dediğin en gerçek dışı magazin haberi hangisiydi?
Burak Yörük: Aslında çok var. Ama arkadaş ortamında en çok güldüğümüz şey, adımı Google’a yazdığımızda çıkan fiziksel bilgilerim. Orada 1.87 boyunda ve 70 kilo olduğuma dair bir yalan dönüyor. Ben 1.92 boyundayım ve 90 kiloyum. Sürekli söylememe rağmen arama motorlarında boyum bir türlü düzelmiyor; bazen 1.82, bazen 1.80 yazıyorlar. Hakkımdaki en büyük yalan haber bu şu an.
Hayranlarından gelen eleştiriler nasıl? Sosyal medyada seni en çok neyle eleştiriyorlar?
Burak Yörük: Aklıma gelen yapıcı veya makul bir eleştiri yok açıkçası, genelde çok fazla eleştiri almıyorum. Aldıklarımda da genelde durum benimle veya düzeltebileceğim bir şeyle ilgili olmuyor. Sosyal medyada insanların yazdıkları genelde kendi psikolojik buhranlarından kaynaklanan şeyler. Benim hayatımla pek uyuşmuyorlar. Zaten dışarıdan görünen “ben” ile olduğum kişi birbirine çok uzak. Çünkü buralar hariç kamera açıp insanlara kendimi pek ifade eden biri değilim.
“İnsanın anksiyetesi, gelecekle ilgili kaygıları, kendiyle ilgili çözmek istediği şeyler o kadar kolay olmuyor. O savaş en zor savaş. Çünkü kendine karşı kazanacaksın.”
Özür dilemek istediğin ama bir türlü cesaret edemediğin biri var mı?
Burak Yörük: Hiç yok. O konuda çok cesurumdur. Eğer bir yanlış yaparsam karşımdakini dinler, kabul eder ve hemen özür dilerim. Özür dilemekten asla gocunmam. Gerçi çok sık özür dileyen biri değilim çünkü öyle bir duruma pek ihtiyacım olmuyor şükürler olsun. Ama eğer varsa ve ben hatırlamıyorsam, o kişi lütfen bana mesaj atsın; şimdiden kendisinden özür diliyorum.
Kendinle baş başa kalmaktan pek hoşlanmadığını söylemişsin. Bunun sebebi nedir?
Burak Yörük: Açıkçası ben de bunun arayışındayım, kendisiyle baş başa kalabilen biri değilim. İç enerjim çok yüksek ve çok aktif biriyim. Kendimle baş başa kaldığım zaman mutlaka bir uğraş bulmam gerekiyor. Yaradılış olarak çok sosyalim, insanlarla vakit geçirmeyi seviyorum ve o vaktin kaliteli geçmesi için çok uğraşıyorum. Dolu dolu yaşamayı sevdiğim için yalnız kalmaktan biraz kaçınıyorum galiba. Nedenini henüz tam çözemedim, ben de arıyorum.
4N1K dönemiyle birdenbire çok hızlı parladın. “Kendimi kaybettim” dediğin, kontrolü kaybettiğin bir dönem oldu mu?
Burak Yörük: Benim için oyunculuk yeni değildi, 6 yaşından beri bu sektördeyim. Ama o dönem birdenbire çok hızlı parladık. Yaptığımız işle insanlardan büyük bir sevgi ve saygı gördük. O an ne hissedeceğimi bilemedim. Ünlü olmak, benim yetişme tarzıma ve aile yapıma biraz uzaktı. Biz hayalperest yaşayan bir aile değiliz; gerçekçiyizdir, küçük şeylerle mutlu oluruz.
Böyle bir ailede büyüyüp sonra milyonlarca insanın size yazdığı, AVM’leri doldurduğu bir hayata geçiş yapmak garip hissettirmişti. O dönem sosyal anksiyetem çok artmıştı, dışarı çıkmak beni korkutuyordu. Başıma bir şey geleceğinden değil, üzerimde büyük bir baskı hissediyordum. Kontrolümün biraz dışımda olduğu bir dönemdi ama inançla ve sevgiyle o süreci atlattım. Felsefi olarak hayata tutunarak tedavi oldum.
Anksiyete ve gelecek kaygısıyla ilk ne zaman tanıştın? Sence 6 yaşında setlere girmek buna sebep olmuş olabilir mi?
İlk ne zaman yaşadığımı tam hatırlamıyorum ama bayağı küçük yaşlarda başladığını düşünüyorum; sanırım 9 yaşlarındaydım. Tabii o zamanlar çok sık değildi. Asıl zorlu süreç lise başlangıcında, 8. sınıfın sonunda başladı. Aslında bizim jenerasyonumuzda çok yaygın bir durum bu; anksiyete, gelecek kaygısı, depresyon, panik atak…
Ben beklentilerimi azaltarak ve hayata sevgiyle tutunarak bunu yendim. Benim yaratılışım savaşmak üzerine; hayattaki hiçbir dış zorluk beni yoramaz. Zorluklar benim için sadece birer görevdir. Ancak kendi içinde yaşadığın problemler öyle olmuyor. İnsanın anksiyetesi, gelecekle ilgili kaygıları, kendiyle çözmek istediği şeyler o kadar kolay değil. O savaş en zor savaş, çünkü kendine karşı kazanacaksın. Bir tarafın kaybedecek ama ikisi de sensin.
Setlerde küçük çocukları gördüğümde ise çok duygulanıp üzülmüyorum. Ben şanslı bir çocuktum. Annem nazar değmesinden çok korkardı ama oyuncu olmamı tamamen ben istedim. Hayatımdaki gelişmelerin %90’ı benim isteğimle oldu. Benim için setler güzel anılardı, harika abilerim ve ablalarım oldu. Burada aile çok önemli. Annem beni hiçbir zaman o gerçeklikten koparmadı. Yaptığım meslek yüzünden ailede kimse bana farklı davranmadı. Bizim ailede zaten herkes ünlü, herkes çok önemlidir (gülüyor). Bir hayal dünyasına kapılmadım. Sadece çalışma saatlerinden dolayı bazen çocuklara üzülüyorum, onun dışında setler tatlı yerlerdir. Şöhret hayatımdan hiçbir şeyi, hiçbir çocukluk oyunumu fedakarlık etmemi gerektirmedi. Dolu dolu bir çocukluk yaşadım.
Dünyaya yeniden gelsen yine ünlü olmak ister miydin? 10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun?
Burak Yörük: Ben hiçbir zaman ünlü olmayı hedeflemedim, ana amacım bu değildi. Dünyaya tekrar gelecek olsam yine yaptığım işte başarılı biri olmak isterdim. İşin ne olduğu önemli değil; bakkal da olabilirdim, berber de. Ne yaparsam yapayım, en iyisini yapan biri olarak anılmak isterdim.
10 yıl sonrasına dair planları ise artık geçtim. Sadece 10 yıl sonra kendimi çok mutlu görmek istiyorum. Eşimle ve çocuklarımla ufak bir çiftlik evi hayalim var. İşimi iyi yapmaya, yaşımın uygun olduğu rollerle sektöre devam etmek istiyorum çünkü oyunculuktan aşırı keyif alıyorum. Bunun dışında başka bir hedefim yok; rahat ve mutlu yaşıyorum.




