Ecem Çalhan’ı Etiler’deki Mezkla’da kendiyle bir date’e çıkardık.
Senin için en unutulmaz yemek hangisiydi? Kim yapmıştı ve neden hâlâ aklında?
En unutulmaz yemek dedemin yaptığı tavuk soteydi. Çünkü hâlâ aklımda olmasının sebebi de anneannemle ikisini yarış hâline sokmuştum. Onların verdiği o böyle ikisinin çatışmasının arasında dedemin sotesinin anneanneminkini geçmesi çok daha keyifliydi. Ara ara onu arayıp böyle soruyorum hatta, “Ne koydun, ne yaptın?” diye. Tavuk soteydi dedemin.
Geceleri mutfak perileri seni ziyaret eder mi?
Eder maalesef ki. E yani gece uykumdan uyanıp hemen eve sipariş verdiğimi ya da kalkıp yaptığımı biliyorum ya da yapmış oluyorum zaten. Genellikle evde kendim yapıyorum yemeklerimi. Her insan gibi yemek yapmayı seviyorum. Kalan yemeği de geceleri maalesef ki gözüm kapalı yiyorum. Özellikle de tatlı bağımlısıyım; tatlı çok seviyorum. Çok tatlı seviyorum. Yani onun hemen ya bitmesi lazım ya da muhakkak ben uyanıp uyanıp yiyeceğimi biliyorum.
En son hangi dizi ve filmi ardarda izledin?
Konsepte de biraz uygun oldu gibi aslında. Geçenlerde En Sevdiğim Pastam diye bir filmi izlemiştim. Şimdi bir platforma da gelmiş, dün açtım. Aslında çok yakın bir tarihte arka arkaya izledim onu. Sonra da en çok herhâlde tekrara düştüğüm This Is Us olabilir yani dizi olarak da.
Uzun çekim günlerinde enerjini nasıl koruyorsun? Gizli atıştırmalıkların var mı?
Yani değişebiliyor ama kahveyle galiba koruyorum ben. Uzun çekim günlerinde çok yemek yememeye çalışıyorum; sıvı diyetine giriyorum bir ay falan. Smoothie ile besleniyorum. Bazen bunu, ya bundan keyif ve zevk alıyorum açıkçası; işkence gibi değil benim için. Güzel keyif verdiği için bazen set olmasa da yakın bir zamanda, hatta seyahat sonrası smoothie ile besleniyorum. Ya smoothie yapıyorum, çok deniyorum kendim yaptığım için; şu sıra bal kabaklı smoothie.
Alışılmışın dışında çok sevdiğin bir yemek veya içecek kombinasyonun var mı?
Ketçaplı pilav yapıyorum. Yani bence yeteri kadar saçma: ketçaplı pilav. Ama bazen yani özellikle ketçaplı pilav istiyorum ve yiyorum. Dümdüz bir pilav değil.
Yemek yapabiliyor musun? Senin imza yemeğin nedir?
Çok güzel yemek yaparım. Küçüklüğümden beri yemek yapıyorum. İmza yemeğim ne diyebilirim? Güzel karnıyarık yaparım, kuru fasulyede iyiyim. Yeni yeni, baklayı çok sevdiğim için bakla da buna dâhil olabilir. Yaptığım her yemek imza gibi geliyor bana. Açıkçası seviyorum çünkü yemek yapmayı.
En sevdiğin lezzet nedir?
İzmir söğüş. En sevdiğim lezzet. Sakatat seviyorum, yani aradığım şeylerden biri hep sakatat. Sokak lezzetlerini sevdiğim için bulunduğum şehirlerde de önce sokaktaki yemekleri yemeyi daha çok tercih ediyorum ve kendi içimde de çok büyük, böyle en iyi yeri bulma çabam da hep devam ediyor açıkçası.
Mükemmel bir ilk buluşma senin için ne olurdu? Ne yenir, nereye gidilir?
Yani benim açımdan eğer ben organize ediyorsam kendi bildiğim söğüşçüme götürürüm. Ya önce söğüş, kokoreç… Hani o ikili kombinasyonu çok çok seviyorum yani. O yüzden muhakkak ilk buluşmada herhâlde ikincisini söğüşçüye götürüyorum. Çünkü insanlara ilk söğüşünü yedirme gibi bir huy edindim; götürüyorum ve hani yiyebilecek mi diye bakıyorum. Aynı tatları sevmek de önemli gibi geliyor açıkçası bana. Sevdiğim bir söğüşçüm var, önce oradaki söğüşü yediriyorum. Arkasından da yakındaki kokoreççiye götürüyorum. Benim için mükemmel bir buluşma böyle olabilir. Yani beğenirse çok mutlu olurum. Yani daha böyle bir hemhal olmuş hissediyorum karşı tarafla. Ya bir de hani böyle ilk buluşmada şey vardır ya; işte “hamburger yeme, akar”, “onu yapma, şu olur” falan. Sanki böyle bir sakatat yemek bütün sınırları yok ediyormuş gibi geliyor. Hani direkt böyle, hani okey, söğüş de yedik, onu da yedik, bütün sırlar dökülmüş, daha iç içe geçmişiz gibi hissettiriyor. O yüzden ilk buluşmaya İzmir’deki söğüşçüme götürüyorum.
Yemek yapma stilin kişiliğini nasıl yansıtıyor? Düzensiz bir şef misin yoksa titiz bir tarif takipçisi mi?
Düzensiz bir şefim yani. Yeni lezzetlere açık olduğum için evde alternatif ne varsa onu kullanıyorum. Mesela geçen gün tamamen spontane bir tavuk yaptım; öncesinde sebzeleri falan koydum. Ya dedim hani krema da koysaydım keşke, evde krema olsaydı falan diye düşünmüştüm ama evde krema yoktu ama onun yerine kaymak vardı. Bilmiyordum kaymağın yakışacağını. Kaymağı koyduktan sonra da inanılmaz lezzetli oldu. Bence hatta kremadan daha güzel oldu gibi geldi bana, bilmiyorum.
İzmir’de büyümenin İstanbul’dan ne gibi farkları var?
İzmir’de büyümek… İzmir çok sıcak bir yer. Bir kere hani insanlara böyle şehir şehir gelse de orası bizim için bir semt ve herkes birbirini çok iyi tanıyor. Çok birbirine yardımcı oluyor, çok sıcakkanlı. İstanbul’da büyümekten bence bir farkı bu olabilir. Burada insanların çok fazla kontrolcü olduğunu görüyorum açıkçası. Hani çok güvenerek başlamıyorlar hiçbir şeye; çok da haklılar, çok şey yani hani kozmopolit bir yer burası. İzmir’deki o hani, ben mesela örnek veriyorum, kedimi komşuma emanet edebiliyorum. Burada bile kendime küçük bir İzmir yarattım. O yüzden bence tek farkı bu olabilir gibi.
Bir yabancıya Türk mutfağını tanıtma şansın olsa hangi yemeği seçerdin?
Çok yemek kişisel bir şey, o yüzden şimdi “kebap” falan desem zaten dünya biliyor artık. Biraz daha hem sebzenin hem de etin harman olacağı şey herhâlde Ege mutfağı olurdu. Hani spesifik bir yemek söyleyemem çünkü hani etli taze fasulye de var; o direkt olarak anlatır mı bilmiyorum ama Ege mutfağı demek istiyorum açıkçası. Çünkü diğerleri çok net yani; et var, hamur işi var. Ege mutfağında en azından hamur işi de var, et de var, hani sebze de var. Hepsi çok iç içe olduğu için bence Ege mutfağı diyeyim. Çok zor bir soru.
Tatlı mı, tuzlu mu?
Tatlı manyağıyım. Tatlı çok seviyorum, ailecek seviyoruz. Tatlılarda böyle daha kremalı tatlıları daha çok seviyorum aslında ama yani bir tepsi baklavayı da yiyip bayılabilirim. Şu sıra şerbetli tatları daha çok seviyorum. Bazen çok yoğun gidiyor ya; helva seviyorum mesela, hani bazen o dondurmalı irmik hoşuma gidiyor, bazen profiterol seviyorum. Çok o dönemsel.
Çocukken yemek ile ilgili en büyük kaprisin neydi?
Bakla yememek. Anneannem zorla yedirmişti. Yani peşimden koşarak yedirmişti baklayı, inattır yani. Çocuğa verirsin yemez.
Hayatını yemek siparişi verir gibi anlat! Bol adrenalinli, ekstra göz yaşlı ve yanına bir dilim pişmanlık ekleyelim gibi!
Bu levrek aslında hayatımın tadına uygun bir lezzet. Bu arada hayatım beni kızarttığı şekilde tatlı falanım; tatlılığı, hafif böyle çili sosuyla beraber farklı lezzetlerin bir araya gelip müthiş bir keyif vermesi diyebilirim. Acı tatlı şeyler de böyle hani içe girince insana çünkü keyif verir. Hayatımı öyle anlatabilirim.
Bir yemek belgeseli çekecek olsan hangi mutfağı tanıtmak isterdin?
Zaten ben de Ege mutfağını tanıtmazdım; kendimi yiyeceksem hani çekerken çünkü yiyeceğim büyük bir ihtimalle. Uzakdoğu olabilir; çünkü ara ara belgesellerini izliyorum, Uzakdoğu’nun inanılmaz bir sokak lezzeti var onlarda. Denemek istiyorum açıkçası gidip, Uzakdoğu diyorum.




