Belgin Şimşek ve Faruk Aran ile samimi ve çok keyifli bir Couple Edition bölümü sizlerle.
Bu bölümde; birbirlerine dair en eğlenceli itiraflardan, set arkasında yaşananlara, küçük atışmalardan tatlı anılara uzanan dopdolu bir sohbete tanıklık ettiğimiz keyifli bir röportaj sizi bekliyor.
Karakterinizi üç kelimeyle anlatır mısınız?
Faruk Aran: Bu Faruk olarak mı yoksa dizideki karakterim olarak mı? Dizideki karakterim olarak üç kelime söyleyecek olursam zeki, aşık, savaşçı diyebilirim.
Belgin Şimşek: Gonca da sadık, aşık ve güçlü.
Birbirinizi ekranda ilk kez izlediğiniz anı hatırlıyor musunuz?
Belgin Şimşek: Ben hatırlıyorum.
Faruk Aran: Öyle mi?
Belgin Şimşek: Evet. İlk açılış sahnesinde annenle çektiğin sahne vardı. Hatırlıyor musun? Dizinin başlangıç sahnesi.
Faruk Aran: Ya sen, dizinin başlangıç sahnesinden bahsediyorsun.
Belgin Şimşek: Evet, evet. Sen?
Faruk Aran: Ben senin şeyini hatırlıyorum. Benim hakkında konuşulan bir sahnede yaverin üstünü giydiriyord, kılıç falan takıyordu. Güzel bir sahneydi.
Belgin Şimşek: Evet doğru, hatırlıyorum. Sende…
Ekranda izlerken birbirinize hala oyuncu gözüyle mi bakıyorsunuz yoksa tamamen izleyici gibi mi?
Faruk Aran: Ya aslında oyuncu gözüyle de bakıyoruz birbirimize. Çünkü bir fals olduğunda ya da bir yerler yanlış olduğunda birbirimizi düzeltiyoruz. Yani sanki burayı böyle yapsak daha mı iyi olur, böyle mi olur? Hani oynarken de söylüyoruz birbirimize. Ben oyuncu gözüyle baktığımızı söyleyeceğim.
Belgin Şimşek: Ben de oyuncu gözüyle izliyorum ama beğenerek de bakıyorum tabii ki. Yani ne güzel olmuş, ne güzel görünüyor falan diyorum sürekli.
Gerçek hayatta çift olarak set ortamında birbirinizi motive etme şekliniz sahneler arasında nasıl görünüyor?
Faruk Aran: Ben biraz Belginle uğraşıyorum.
Belgin Şimşek: Evet.
Faruk Aran: Sahne aralarında saçını çekeri, kılıcını tutarım. Bir şey yaparım yani.
Belgin Şimşek: Biraz değil bence. Biraz fazla uğraşıyor. Her sahneye girerken yapıyor bunu. Hatta daha dün yaptın hatırlarsan.
Faruk Aran: Eş arabından çekerim. Yaparım sürekli bir şeyler.
Belgin Şimşek: Evet.
Sette birbirinizi güldüren ama kameraya asla yansımayan bir alışkanlığınız var mı?
Belgin Şimşek: Sen sürekli espri yapıyorsun. Her sahnede mutlaka espri yapıyor. Her kelimeden bir şey çıkartıyor mutlaka. Ama tabii ki bu kameraya yansımıyor.
Faruk Aran: Yani tabi spesifik bir şey söyleyemeyeceğim ama o anlık gelişen şeyler oluyor çok fazla set ortamında yani.
Belgin Şimşek: E oluyor tabii ki bu ekiple bizim aramızda kalıyor muhakkak.
Aynı sahneyi çekip eve gittiğinizde hala o sahneyi konuşmaya devam ediyor musunuz?
Belgin Şimşek: Evet ediyoruz. Evet.
Faruk Aran: Evet. Kritiğini yapıyoruz. Çektiğimiz sahnelerin izledikten sonra da yayınlandıktan sonra da kritiğini yapıyoruz.
Eve gittiğinizde dizi konuşmak yasak mı serbest mi?
Faruk Aran: Ya aslında şöyle bir durum oluyor. Günlük hayatının çoğunu sette geçirdiğin için çok uzun saatler çalışıldığı için aslında çok da konuşacak bir şey kalmıyor. Hani hep orada olduğun için mecbur setten ve işten konuşuyorsun. Bunu ben çok yapıyorum. Belgin beni dizginlemeye çalışıyor aslında.
Belgin Şimşek: Evet. Ben de konuşuyorum ama o o kadar çok konuşuyor ki sahnelerle alakalı çünkü sürekli kafası orada. Çok iş kolik bence aslında Faruk. Ben de işkolik biriyim ama bir noktada ben bunu kesebiliyorum. O yüzden onu olabildiğince frenliyorum.
Projede bunu sadece biz anlayacağız dediğiniz bir an oldu mu?
Belgin Şimşek: Tabii ki oluyor ya, özellikle bu at geçiş sahnelerinde vesaire bir şey olduğu zaman ya o hissettiğimiz korkuyu mutlaka arkada konuşuyoruz. Ya da gerginliği ya da espriyor.
Faruk Aran: O at yarışını yapan bilir. Evet. Evet. Öyle söyleyeyim size.
Belgin Şimşek: Ama normal sahnelerde de komik bir şey olduğunda ya da böyle birisi streslendiğinde biz bunu konuşup aramızda halledebiliyoruz ya da çok fazla gülüyoruz ama bu sadece bizim aramızda kalıyor.
Birbirinizin enerjisinin düştüğünü ilk nasıl anlarsınız?
Faruk Aran: Ben Faruklanıyorum.
Belgin Şimşek: Böyle bir tabir oluştu, çünkü genelde çok konuşuyorum, kamera arkasında hiç susmadan herkesle uğraşıyorum. Onlar da benimle uğraşıyor kamera arkasında genelde konuştuğum için çok belli oluyor ya. Evet.
Bugüne kadar birlikte yaşadığınız komik bir anınızı anlatır mısınız?
Belgin Şimşek: Söylemek ister misin? Benim aklıma şey geliyor, tatile gittiğimizde biz bir yerde işte dedik ki yemek yiyelim sonrasında işte gün batımını izleyelim. Ya yemeği o kadar uzun yemişiz ki gün batımına yetişmek için gerçekten çok büyük çaba sarf ettik ve koşuyorduk hani yetişebilmek için. Ben o anı bir türlü unutamıyorum.
Faruk Aran: Evet. Keyif olacağı yerde değil mi?
Belgin Şimşek: Birazcık zulüm olmuştu. Evet.
Sizce en çok hangi konuda anlaşmazlık yaşarsınız ve bunu nasıl çözersiniz?
Faruk Aran: Ben Belgin’in aşırı derecede muhalif bir insan olduğunu düşünüyorum.
Belgin Şimşek: Hayır asla kabul etmiyorum.
Faruk Aran: Her konuya bir şekilde muhalefet edebilir.
Belgin Şimşek: Hayır kabul etmiyorum.
Faruk Aran: Yani muhalefet dediğim şu, bir şey anlatırsın sen. Ya bence öyle değil de şöyle diye muhakkak söyler yani.
Belgin Şimşek: Ama bir şey söyleyeceğim. Bildiğimi söylemeyeyim mi? Bir fikrim var ve bildiğim bir şey var konuyla alakalı. Bunu söylemem gerektiğini düşünüyorum.
Faruk Aran: Bir insan her konuda her şeyi bilemez.
Belgin Şimşek: Hayır her şeyi bilmiyorum. O sensin.
Birbirinizi etkilemek için şimdi mini bir şiir yazsanız nasıl olurdu?
Faruk Aran: Yani Alaattin olsa şu an döktürürdü ama ben şu an mini bir şiirir yazamam.
Belgin Şimşek: Ben de yazamam gibi şu anda. Ya o bizden çıkmaz. O kadar romantik bir çift değiliz biz.
Sizin red flag’leriniz var mı? Neler var canım?
Belgin Şimşek: Red flag, direkt aklıma şey geliyor zaten bununla alakalı. Kimsenin yanında arkadaşlarımla ilgili konuşturmam. Benim yanımda kimse arkadaşlarımla alakalı yargılayıcı bir şey söyleyemez. Bunu onların yanında ben yapabilirim. Arkadaşlarımın yanında ama başkası yapamaz. Müsaade etmem.
Faruk Aran: Yani aslında böyle birçok şey var ya hayatta. Buna asla izin vermem dediğin çok fazla şey olabilir yani. Yani saygısızlıktan tut işte ya da dışarıda gördüğün, dahil olduğun birçok şey olabilir ya.
Belgin Şimşek: Ya da espri adı altında böyle laf sokmaya çalışmaları hiç sevmem. Direkt olarak çatırt diye söylerim ben.
First date’e bir kaçış planınız olur mu?
Belgin Şimşek: Tabii ki olur.
Faruk Aran: Tabii ki olur. Bir arkadaşına mesaj atarsın. Dersin ki, “Beni 5 dakika sonra arayıp acilen çağırır mısın” dersin ve uzarsın ordan.
Belgin Şimşek: Galiba herkes bunu yapıyor ya.
Faruk Aran: Yani ilk akla gelen bu galiba.
Belgin Şimşek: Bir de oyunculuğun verdiği şey var ya hemen oynarsın orada bitiyor. Bu yaşanıyor sanırım ya. Evet.
Hiç çocukluk krasınız var mı? Var mı Belginciğim?
Faruk Aran: Var mı, Belgin’cim, çocukluk crushın?
Belgin Şimşek: Evet.
Faruk Aran: Kim?
Belgin Şimşek: Henry Cavill. Kendimi bildim bileli var adam yani sonuçta. Senin var mı?
Faruk Aran: Benim var. Marion Cotillard vardı. Fransızdı galiba oyuncu. Bir de İtalyan neydi? Monica Bellucci, diyebilirim.
Belgin Şimşek: Galiba tüm erkeklerin en çok beğendiği kadınlardan biri, ben de çok beğeniyorum.
Faruk Aran: Olabilir, gerçekten öyle.
Dizide üç karakteri akşam yemeğine davet edecek olsanız kimler olurdu?
Faruk Aran: Şahin Şah ve ailesini davet ederdim ben.
Belgin Şimşek: Evet. İnanılmaz güzel dedikodu yapılırdı onlarla. Akşam yemeğinde. Hiç susmazdık. Hep gülerdik. Bende mi? Sende mi?
Setten kendinize bir propu hatıra olarak alsanız ne olurdu?
Belgin Şimşek: Başlık. Başlığım çok güzel. Öyle bir niyetim de var. Şimdiden söylemiş olayım. Muhtemelen benimle beraber o başlıkta gidecek.
Faruk Aran: İnşallah verirler. Ben kılıcımla hancerimi alırdım. Onların anısı fazla.
Bu projeyi çekmeden önce hayatınızın hangi dönemindeydiniz? Şimdi neresindesiniz?
Faruk Aran: Buhran bir dönem yaşıyordum diyebilirim. Evimden yeni çıkmıştım ve ilk böyle bu kiraların çok yükseldiği zamanlarda Allah’ım nasıl ödeyeceğim falan diye düşünüyordum. Zaten işsiz bir oyuncu demek depresyon demek. Öyle bir dönemde yani beni öyle bir depresyondan çıkardın diye söyleyebilirim, bu işim..
Belgin Şimşek: Ben çok akışta kaldığım bir dönemdeydim. Ne olacağını bilmiyordum ama ben çok inanıyordum. Çok güveniyordum kendime. Şu anda da öyle. Yine çok akıştayım. Yine çok güveniyorum. Çok iyisinin ve güzelinin olacağından çok eminim ben.
Faruk Aran: Şu an için kesinlikle öyle.
Bu meslekte sizi hala en çok motive eden şey ne?
Belgin Şimşek: Oynayacağım karakterler benim. Ben çok heyecanlanıyorum ya bundan.
Faruk Aran: Bence tamamen tatmin duygusu. Hani oyunculuktan aldığın haz, oyunculuktan aldığın o duyduğun tutkunun sonucunda ekranda gördüğün eğer iyi de bir şey çıkıyorsa o haz çok hoşuma gidiyor. Ya da sahneyi çekerken de ya şu an çok güzel oluyor diyebiliyor olmak çok hoşuma gidiyor.
Belgin Şimşek: Bu çok hissediliyor sende bu arada. O kadar mutlu ki sahneden çıkarken. Ben anlıyorum zaten uzaktan gördüğümde kahkaha atarak çıkıyor. Çok tatmin, mutlu, kendinden emin.
Faruk Aran: O mutlu ediyor. İç tatmin aslında yani oyuncu mutlu eden iç tatmin.
Yıllar sonra bu projeyi hatırladığınızda aklınıza ilk hangi duygu gelsin istersiniz?
Belgin Şimşek: Ya o kadar çok var ki.
Faruk Aran: Özleriz ya.
Belgin Şimşek: Bir taraftan zorlukları var elbette. Eee yorucu kısımları çok fazla hem fiziksel hem mental yoruyor ama günün sonunda alışkanlığa döndüğü için uzun süre aynı sette bulunmak…
Faruk Aran: Evet. E bir de o zorluk da artık sana zor gelmiyor ya artık. Bir yerden sonra böyle yapıyorsun. Çünkü yapabildiğini görüyorsun. Yazında öyle oluyor. Mesela bir 10 gün tatil yapıyorsun. 11 gün bir bir arıyorsun istiyorsun. Evet. O kaosu istiyorsun. O heyecanı arıyorsun.
Belgin Şimşek: Bir taraftan da galiba o bilinmezliği de seviyor olabiliriz ya. Tam bilmiyorsun. Her senaryo geldiğinde acaba ne oldu? Bu sefer ne yapacağız? Ben heyecanlanıyorum her seferinde.




