Afra Saraçoğlu’nun kulisinde beraber hazırlanıyoruz ve kısa sorularla onu daha iyi tanıyoruz.
Sabah uyandığında yaptığın şey?
Yataktan kalkmak.
Çantanda her daim olan üç şey?
Günlük bir ruj, parfüm, cüzdanım.
Safe place dizin veya filmin?
”The Office” veya ” Sex and the City”yi izliyorum.
Setten önce bir rutinin var mı?
Açıkçası anda olabilmek için yaptığım bazı şeyler var. Bazen nefes terapisi gibi şeyler oluyor, bazen de yoga yapıyorum, anda kalabilmek için.
Totemin yada batıl inancın var mı?
Aslında bu da senden sonra oldu: Ben hep çantalarımı yere koyardım, artık koymuyorum. Yere koymak uğursuzluk getirirmiş. Bir de insanları gözünden öpmüyorum, ayrılık getirir derler.
Keşke daha önce başlasaydım dediğin bir alışkanlığın veya hobin var mı?
Bateri çalmak… Vaktim olunca direkt bateri çalmaya gidiyorum.
Evet ama seni fiziksel ve mental olarak çok toparlıyor mu?
Toparlıyor, kafamı çok dağıtıyor.
Spontane olmak mı, plan yapmak mı?
Kariyer olarak plan yapmak ama kişisel hayatta spontane olmak.
Tanışmayı çok istediğin yabancı bir ünlü var mı?
Eddie Redmayne’e yıllardır hayranım. Hatta onu New York’ta “Kit-Kat Club” diye bir tiyatro oyununda izledim, müzikaldi. Orada gördüğümde ona olan hayranlığım daha da arttı. İki kez falan göz göze geldik, çünkü interaktif bir oyundu. Öyle güzeldi bayağı.
Stilini özetleyen bir moda trendi ya da giysi?
Hakan bence benim giyinme odamı benden daha iyi biliyor. Geliyor, şöyle bakıyor: “Biz şöyle bir şey almıştık, bu nerede?” diye hep hatırlatıyor bana. Biz Hakan’la kendim için günlük bir stil bulduk: minimalist, zamansız ve biraz da sıradışı.
Bin kez seyahat etsende bıkmayacağın bir şehir?
Lisbon. Orası hem huzur bulabildiğim hem özgürce var olabildiğim hem de o dinamiği yaşadığım bir yer.
Cumartesi akşamı mı? Pazar Sabahı mı?
Hiçbiri , çünkü ben cumartesi pazar günleri çalışıyorum.
Ama bunu genel olarak düşün, sadece çalıştığın zaman olarak değil.
Pazar sabahı… Ben hiç kahvaltı yapmayı sevmeyen biriyim. Pazar olsun, güzel bir kahvaltı yapalım demem.




