Ali Bilgin’in yönetmenliğini, Sema Ergenekon’un özgün hikâyesini üstlendiği “Öngörü”, rüyalarında başkalarının geleceğini görebilen bir kadının hayatını aşk, kader ve tehlike ekseninde ele alıyor. Hilal Altınbilek ve Serkan Çayoğlu’nu başrollerde buluşturan film, Selen’in sahip olduğu sıra dışı yeteneğin hayatında yarattığı değişimi merkeze alıyor.
Öngörü’nin Hikâyesi;
Selen, rüyalarında başkalarının geleceğini görebilen sıra dışı bir yeteneğe sahiptir. Bu gücünü yalnızca görmekle kalmaz; kendi hayatını ve çevresindekilerin kaderini değiştirmek için kullanmaya çalışır. Selen’in gördüğü beklenmedik bir öngörü, onu hayatını değiştirecek bir dönüm noktasına taşır.
Kemal, Selen’le aynı işte çalışan bir dublör oyuncudur. Selen, onu daha önce rüyasında gördüğü için Kemal’le tanıştığında bu karşılaşmanın ardındaki öngörünün peşine düşer.
Selen, Kemal’in kaderini değiştirebileceğine inanarak gördüğü rüyanın gerçekleşmesini engellemeye çalışırken, ikilinin hikâyesi kaderden kaçmanın ve geleceği değiştirme çabasının mümkün olup olmadığı sorusuna dönüşür.
Öngörü, merkezine yalnızca geleceği görebilme fikrini değil, görülen bir geleceğin değiştirilebilir olup olmadığını da yerleştiriyor. Selen’in Kemal’i rüyasında görmesiyle başlayan hikâye, onun kaderini değiştirme çabası üzerinden ilerlerken, film boyunca “Ne yaparsak yapalım kaderimizden kaçabilir miyiz?” sorusunu diri tutuyor.
Selen ve Kemal’in ilişkisi de filmin bu temel çatışması üzerinden şekilleniyor. Selen’in müdahale ettikçe geleceği değiştirdiğine inanması, Kemal’in ise bu mücadelenin merkezinde yer alması, aşk hikâyesini aynı zamanda kader ve seçimler arasında sıkışan bir anlatıya dönüştürüyor.

Ne Yaparsak Yapalım Kaderimizden Kaçabilir miyiz?
“Öngörü”, merkezine yalnızca geleceği görebilme fikrini değil, görülen bir geleceğin değiştirilebilir olup olmadığını da yerleştiriyor. Selen’in Kemal’i rüyasında görmesiyle başlayan hikâye, onun kaderini değiştirme çabası üzerinden ilerlerken film boyunca “Ne yaparsak yapalım kaderimizden kaçabilir miyiz?” sorusunu diri tutuyor.
Selen ve Kemal’in ilişkisi de filmin bu temel çatışması üzerinden şekilleniyor. Selen’in müdahale ettikçe geleceği değiştirdiğine inanması, Kemal’in ise bu mücadelenin merkezinde yer alması, aşk hikâyesini aynı zamanda kader ve seçimler arasında sıkışan bir anlatıya dönüştürüyor.
Film böylece geleceği görmenin bir “hediye” mi yoksa beraberinde ağır bir yük getiren bir “lanet” mi olduğu sorusunu da izleyiciye bırakıyor.



